
Muazzam psikolojik tahliller barındıran, o kadar derin bir mektup ki..Bu denli ince bir ruha sahip olmak ödül mü ceza mı bilemiyorum

Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 88 p. Birbirimizle sessiz sakin geçinemememizin dogal sonuçlarindan bir digeri ise benim konusma yetenegimi kaybetmemdir. Gerçi her türlü kosulda muhtemelen iyi bir konusmaci olamayacaktim zaten ama hiç degilse dogru düzgün bir sekilde akici bir dil hâkimiyeti edinebilirdim. Ne var ki sen çok erken yaslardan itibaren konusmami yasakladin: Bir elini havaya kaldirarak beni "Tek bir itiraz istemiyorum!" diyerek tehdit edisin, hatirladigim en küçük yaslardan beri yakami birakmiyor. Beni neredeyse hiç dövmedigin de dogrudur. Ancak bagiris tarzin ve yüzünün kipkirmizi olusu, pantolon askilarini alelacele çözerek sandalyenin arkasina asisin bunlar benim için dayak yemek kadar kötüydü. Asilmak üzere olan bir adami düsün mesela. Onu asarsin ve her sey biter. Ama onu, asilmasi için yapilan bütün hazirliklara sahit olmaya zorlarsan ve tam daragacinin önüne getirildiginde infazinin ertelendigini söylersen adamin hayatinin geri kalanini ona zehir etmis olursun.Bazen önünde dünya haritasinin serili oldugunu ve senin de üzerine çaprazlama uzanmis oldugunu hayal ediyorum. Ve sonrasinda sadece senin bedeninin kaplamadigi ya da uzanamadigin alanlarda yasamimi sürdürebilecekmisim gibi geliyor. Benim gözümdeki iri cüsseni hesaba katinca da bana yalnizca ufak tefek, pek de hos olmayan yerler kaliyor.
Bookspace topluluğundan 23 gönderi

Muazzam psikolojik tahliller barındıran, o kadar derin bir mektup ki..Bu denli ince bir ruha sahip olmak ödül mü ceza mı bilemiyorum

“Kimi gün dünya haritasını gözümün önüne getiriyorum, sonra da üzerine seni uzatıp düşünüyorum: Bu dünyada benim ayakta kalabileceğim alanlar senin haritada vücudunun örtemediği yerler. Sen iri yarı olduğun için de bana kalan rahat yer çok az. “

• “Mesele, çocuklarına vereceğin herhangi bir ders değil, örnek bir yaşamdı. “

bazen kırgın olursun en çokta sevdigine o seni sevmesede en derinden yaralayan kışi en çok sevdığin degıl midir...

Psikolojide anlatılan sen dili yerine ben dili kullanımını tam olarak Kafka'nın babası ile kendi içinde yüzleştiği satırlarda bulmak mümkün. Babası ile olan uzak kalmalarını, ruhen onu etkileyen yanların kendi içinde olan yansımalarını içtenlikle paylaşmış. Babası ile olan sancılı süreçlerini bildiğimiz Kafka'nın bu kitabına öykü demek bir hayli eksik kalır. Çünkü bu kitap bir türe girecek olsa bu bir hüzün iç döküş olur.
• “ Yaşam bir sabır oyunundan fazlasıdır. “

“Güçlü olmak nedir bilmiyorum; ama ayakta kalmanın da bir gücü var.”

“Senden uzaklaştıkça değil, kendime yaklaştıkça nefes alabildim.”

“Kendimi bağışlamayı bana kim öğretecek?”

“Bazen senden uzaklaştım, bazen sana yaklaşmak istedim. Ama her iki durumda da aynı şey oldu: Kendimi eksik hissettim. Sana duyduğum saygı, zamanla içimde bir korkuya dönüştü ve bu korku beni senden değil, hayattan da uzaklaştırdı. Yine de bütün bu duyguların içinde sana tamamen düşman olamadım. Çünkü bir çocuk, babasını hem sever hem de ondan korkar.”

“Utancının kendisinden daha uzun ömürlü olacağından korkuyor.”

“Her çocuk iyiliği bulana kadar arama kararlığına ve cesaretine sahip değildir.”

"Bana kendimi bağışlamayı öğretebilirdin"

“Benim dünyam senin dünyandan çok farklıydı.”

Herkes kendi başınadır, kendine kaybedip, kendine kazanır...

“Belki de bu satırlar, aramızdaki sessizliğin ilk kelimeleridir.”

“Güçlü olmak nedir bilmiyorum; ama ayakta kalmanın da bir gücü var.”

Çocukluğumun ilk yıllarından net bir şekilde hatırladığım sadece bir sahne var, belki sen de hatırlarsın. Bir gece hiç susmadan 'su istiyorum' diye ağlıyordum, susadığımdan değildir ya büyük ihtimalle biraz sinir bozucu olmak ve biraz da kendimce eğlenmek içindi. Çok sert birkaç tehdidin işe yaramaması üzerine beni yatağımdan almış, avluya bakan balkona taşımış ve kapıyı kilitleyip bir süre pijamalarımla orada yalnız bırakmıştın. Bunu yaparak hata ettiğini söylemeye çalışmıyorum, huzurlu bir gece için belki de tek çözüm buydu ama beni yetiştirme tarzının ve üzerimdeki etkinin nasıl bir özelliğe sahip olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Bu olay sonrasında bir süre için gerçekten de uyumlu bir çocuk oldum sayılır ama içten içe yaralanmıştım. Yapım gereği, su istemek gibi basit bir harekete (bana göre öyleydi) kapı dışarı edilecek kadar korkunç bir şekilde karşılık verilmesini birbiriyle bir türlü bağdaştıramadım.

“İçimdeki ağırlığı kelimelere döktükçe, onun altında ezilmediğimi fark ettim.”

İnsan kendi öz evladına nasıl yapar lan bunları?Nasıl yapar?Nasıl yapar? -Sansar Salvo(Ekincan Arslan)

Bir tutsak düşünün, yalnızca hapishaneden kaçmayı istemekle -ki istese yapar- yetinmeyıp aynı zamanda, tam da kaçtığı süre zarfında hapishaneyi kendi zevki için yeniden inşa etmek istiyor. Ama kaçarsa yeniden kuramaz, yeniden kurarsa da hapishaneden kaçamaz.

Herkes kendi başınadır, kendine kaybedip, kendine kazanır.

Şimdi Sansar Salvo'yu anladığım saatlerdeyim.
“Yazdıklarımın konusu sendin, öyle ya, senin göğsüne yaslanıp yakınamayacaklarımdan yakınıyordum orada yalnızca.”
“Etkin altında yazmış olsam da son rotayı hep ben çizdim. Yine de ortaya çıkan iş azımsanacak kadar azdı!Bunlar benim hayatımda vuku bulduğu için sözünü etmeye değerdi sadece.”
“Evlenmek, bir aile kurmak, çocuklarını kabullenmek, onları bu belirsiz hayatta desteklemek ve hatta biraz da yönlendirmek benim fikrimce bir insanın çıkabileceği en yüksek zirvedir.”
“onun gözünde böylesi bir hiç olduğum yönündeki kahredici düşünceyle yıllar sonra bile acı çektim”
“• “Mesele, çocuklarına vereceğin herhangi bir ders değil, örnek bir yaşamdı.”
“Senin dünyanda ben, kendine yer bulamayan bir yabancıydım.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş