
Yıllar geçmiş, yüzler değişmiş, hayat her ikisini de başka yerlere savurmuştur. Ama içlerinde bir yerde, zamanın dokunamadığı ince bir hat hâlâ titreşir. Bir gemide yan yana dururlar. Ne gençliklerindeki gibi aceleleri vardır artık ne de tutkularını kanıtlayacak bir telaşları. Sadece sessizlik… ama o sessizlikte yılların biriktirdiği her şey konuşur. Adam, beklemenin ağırlığını değil, anlamını taşır artık. Kadın ise zamanın kendisinden bir şey eksiltmediğini fark eder; sadece kabuğunu değiştirmiştir. Ve o an anlaşılır: Aşk, kavuşulan bir son değil, vazgeçilmeyen bir yoldur. İkisi de bilir ki asıl mesele birlikte yaşamak değil; bunca zaman sonra bile aynı duygunun içinde kalabilmektir.











