
Ruhun bedenden daha yaşlı olduğunu anladığı an, insanın en acı anıdır."

Gençlikte yarım kalan bir bağın yarım yüzyılı aşan izini süren Gabriel García Márquez'in Kolera Günlerinde Aşk'ı, Florentino Ariza, Fermina Daza ve Doktor Juvenal Urbino çevresinde sevginin zamana karşı aldığı biçimleri inceler. Florentino'nun ilk aşkı, Fermina'nın başka bir hayat seçmesiyle ortak bir gelecek olmaktan çıkar; yine de bekleyiş onun kimliğini belirleyen bir anlatıya dönüşür. Fermina ile Urbino'nun evliliği ise kamusal saygınlık, gündelik alışkanlık, yakınlık ve kırgınlığın uzun süre içinde nasıl iç içe geçtiğini gösterir.
Márquez aşkı tek ve arı bir duygu halinde yüceltmez. Tutku, sadakat, arzu, sahiplenme, yaşlanma ve yalnızlık farklı ilişkilerde birbirini tamamlar ya da bozar; kolera imgesi de bedensel hastalık ile aşk belirtileri arasındaki benzerliği ironik biçimde taşır. Karayip liman kentinin modernleşmesi, nehir yolculukları ve salgın hafızası, özel hayatların tarihsel zamanla bağını kurar. Roman uzun bekleyişi romantik bir efsane gibi sunarken onun bencilliklerini ve eşitsizliklerini de görünmez bırakmaz. Bu ikili bakış, yaşlılıkta duygunun sona ermediğini savunmaktan daha karmaşık bir sonuç üretir: zaman sevgiyi arıtmaz, fakat insanların kendi geçmişlerine hangi hikâyeyi verdiklerini sürekli değiştirir.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

Ruhun bedenden daha yaşlı olduğunu anladığı an, insanın en acı anıdır."

“Kalp, aklın kabul etmediğini bile sevebilir.” – Gabriel García Márquez, Kolera Günlerinde Aşk

...zamanın onlara ne denli acımasız davrandığını anlamak için birbirlerinin aynasında bakıyorlardı kendilerine.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş