Kitab-ül Hiyel
EdebiyatKurgu

Kitab-ül Hiyel

İhsan Oktay Anar

Yayıncı
İletişim Yayınları
Sayfa
144
Dil
Türkçe
Yayın yılı
1996

Özet

İhsan Oktay Anar, Kitab-ül Hiyel’de eski zaman mucitlerinin şaşırtıcı hayatlarını, kurdukları düzenekleri ve icat etme arzusunun peşinde sürüklendikleri dünyayı anlatır. Romanın kişileri yalnız işe yarayan araçlar üretmeye çalışan ustalar değildir; merak, ihtiras, hayal gücü ve şöhret isteği onların girişimlerine sürekli karışır. Bu yönüyle hiyel, mekanik bir beceri olmanın yanında insanın dünyaya hükmetme arzusunu gösteren bir anlatı eksenine dönüşür.

Yafes Çelebi, Calûd, Lalezar Necef Bey ve Angilidis Efendi gibi mucitlerin yanına Samur, Yağmur Çelebi ve Uzun İhsan Efendi de katılır. Aktarıcılar, rivayet edenler, mağdurlar, sarhoşlar, meyhaneciler ve kahveciler aracılığıyla hikâyeler bir kişiden ötekine geçer. Her yeni anlatı, icatların ardındaki niyeti ve onları tasarlayan insanların zaaflarını başka bir açıdan sergiler.

Anlatı, geçmişin teknik merakını kuru bir tarih dökümüne çevirmek yerine söylenti, hayat hikâyesi ve kurmaca yoluyla canlandırır. Düzenekler kadar onları kuran zihinlerin tutkuları da önem kazanır. Başarı ile saplantı, yaratıcılık ile hile, bilgi ile güç arasındaki sınırlar bulanıklaşırken roman, insanın yeni bir şey yapma isteğinin hem üretken hem de yıkıcı yüzünü araştırır. Ortaya çıkan mucitler geçidi, paylaşılması kolay olmayan ama okurun başkasına anlatma isteği duyacağı özgün bir dünya kurar.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 4 gönderi

d. k@dddkk· 9ay🇹🇷

"kadın en az erkek kadar hatta ondan daha vahşidir, toplumlarda kadın, insan öldürmekten korkuyor gibi görünse de işin aslı insan öldürmekten değil, kan görmekten korkmasıdır, yani erkeğin silahla yaptığının çok daha fazlasını envayi çeşit enstrümanla kan dökmeden halletmektedir"

4
Eren@simulakr· 9ay🇹🇷

İnsanların akıllı ya da cahil olmaları da onları zalimlikten alıkoyamazdı. Zeki olanlar menfaaatlerini bildikleri için para uğruna cinayet işlerlerken, cahiller ise cahil oldukları, yani düşünsel bir macera yaşamaya güçleri yetmediğinden zihinlerindeki boşluğu, ne olduğunu bile tam olarak bilmedikleri bir dava ile kapatırlardı. Böylece onlar akıllılar gibi para uğruna değil inandıkları dava için kan dökerlerlerdi.Peygamberin torunları bile din için katledilmemiş miydi?

4
d. k@dddkk· 9ay🇹🇷

Eğer bir makina olarak düşünülebilirse, Kainatin da yakıtı er ya da geç bitecekti.

3
Eren@simulakr· 9ay🇹🇷

İşte realistler de gerçeği ve Dünya'yı kopya ediyorlar; ama masalcılar, aslında gerçekleşmiş bir hayal olan Dünya'yı örnek alıp, onu ve üslubunu taklit ederek yeni hayaller yaratıyorlardı. Kopyalar ne kadar kuru ve tatsızsa, taklitler o kadar canlı ve sevimliydi.

3

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir