
“İşte bu yüzden, hata yaptığı anda servetini, hatta canını kaybedebilecek olmayan insanların fikrine güvenilmez. Çünkü malı, canı, sevdikleri tehlikede olmayan biri doğru düşünemez. Bilgi tehlike ile ölçülür.”

Bir "ilk kitap", Turkce edebiyatta yeni ve piriltili bir yazar... "Yeniceriler kapiyi zorlarken" dusler ustune dusuncelere dalan Uzun Ihsan Efendi, kapi kirildiginda klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulasmak uzeredir: "Dunya bir dustur. Evet, dunya... Ah! Evet, dunya bir masaldir." Gecmis uzerine, dunya hali uzerine, dusler ve "puslu kitalar" uzerine bir roman. Hulki Aktunc'un onsozuyle...Sayfa Sayisi: 238Baski Yili: 2012Dili: TurkceYayinevi: Iletisim Yayincilik
Bookspace topluluğundan 22 gönderi

“İşte bu yüzden, hata yaptığı anda servetini, hatta canını kaybedebilecek olmayan insanların fikrine güvenilmez. Çünkü malı, canı, sevdikleri tehlikede olmayan biri doğru düşünemez. Bilgi tehlike ile ölçülür.”

“Düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?”

“hazine odasındaki paraları yağma eden şu zavallılara bak. eğer kitaplıklardaki ciltler dolusu bilgiyi kullanabilecek durumda olsalar, talan ettikleri paranın on katını, belki de yüz katını elde edebileceklerini bilmiyorlar."

Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti...

Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göreme-sen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamazsan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl, böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret.Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy.Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünya 'nın kendisini hiç görebilir mi?

"Ey parlak yıldız, seherin oğlu, göklerden nasıl düştün! Sen ki, milletleri devirdin, nasıl yere yıkıldın! Ve kendi yüreğinde derdin: Göklere çıkacağım, tahtımı Allah'ın yıldızları üzerinde yükselteceğim ve ta kuzeyde cemaat dağında oturacağım: Bulutların yüksek yerleri üzerine çıkacağım, kendimi Yüce Allah gibi edeceğim."

Çok güzel yorumlar alarak bugün başladığım kitap.Okuyanların düşüncelerini merak ettim 🤔

Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim?

Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.

düşünüyorum öyleyse varım. oldukça makul. fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: düşünen bir adamı düşünüyorum. düşündüğümü bildiğim için, ben varım. düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. böylece o da benim kadar gerçek oluyor. bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. o gerçek ben ise bir düş oluyorum

“Düşündüğüm için ben var değilim,sizler varsınız.Sizler benim zihnimdeki düşüncelerden ibaretsiniz.”

birdenbire kendini o kadar çaresiz hissetti ki, oradan uzaklaşıp bir sütunun dibine çökerek ağlamaya başladı. gelgelelim onu teselli edecek hiç kimse yoktu.

Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl.

Düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?

Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim?

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.

Gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.

Bünyamin'in lağımcı ocağına yazılıp evden ayrılmasından sonra, Uzun İhsan Efendi bir maymun ve bir çocukla evde yalnız kaldı. İşi hiç kolay değildi, çünkü Alibaz haylazlıklarına Müşteri'yi de ortak ediyor, ikisi bir olup evin altını üstüne getiriyorlardı. Sonunda Uzun İhsan Efendi, Alibaz'ı mahalle mektebine yazdırıp hocanın başına bela etmeye karar verdi.

Eveet güzel bir kitabın daha sonuna geldim daha önce okumaya çalışıp yarım bırakmıştım begeniler üzerine bir şans daha verdim ve iyi ki okumuşum diyorum size de tavsiye ederim keyifli okumalar.

Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı. Kur’an’ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğuna bir örnekti ve onun ardında giden herkes, dünyayı onun gibi okuyup şehadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarlıydı. Dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildir. Yaşanılanlar, görülenler, ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.

“ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı kâinattan 7079 yıl, isa mesih’ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına kostatiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.”