Puslu Kitalar Atlasi
EdebiyatKurgu

Puslu Kitalar Atlasi

İhsan Oktay Anar

Yayıncı
Iletisim Yayincilik
Sayfa
238
Dil
Türkçe
Yayın yılı
1995

Özet

İhsan Oktay Anar'ın Puslu Kıtalar Atlası romanı, 17. yüzyıl İstanbul'unda düşler, haritalar ve iktidar peşindeki insanların yollarını kesiştirir. Uzun İhsan Efendi, dünyayı zihninde dolaşan ve gördüklerini Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabına aktaran bir düşünürdür. Atlas oğlu Bünyamin'in eline geçtiğinde genç adam, evin güvenli sınırlarından çıkıp casuslar, dilenciler, yeniçeriler ve yeraltı örgütleriyle örülü bir maceranın içine çekilir.

Roman tarihî ayrıntıyı masal, felsefî oyun ve karanlık mizahla birleştirir. Kimin düş gören, kimin düşlenen olduğu sorusu anlatının farklı katmanlarında yeniden kurulur; bilgiye sahip olma arzusu ile dünyayı anlatma gücü aynı mücadelede buluşur. Bünyamin'in hareketli serüveni ile Uzun İhsan Efendi'nin zihinsel yolculuğu yan yana ilerleyerek eylem ve düşünce arasındaki sınırı bilerek bulanıklaştırır. Yan anlatılar ve kesişen karakterler, atlas fikrini tek bir nesnenin ötesine taşıyıp romanın dünyaları birbirine bağlayan kurucu biçimine dönüştürür. Çoğul hikâye düzeni, farklı kişilerin arzularını ve korkularını aynı İstanbul haritası üzerinde buluşturarak ana serüvenin çevresinde sürekli genişleyen bir anlam alanı kurar. Eski sözcüklerle beslenen anlatım, İstanbul'u dekor olmanın ötesinde söylenti ve ihtimal üreten canlı bir labirent gibi kullanır. Ortaya çıkan biçimsel etki, birbirine açılan hikâyeleri tek bir doğrusal açıklamaya kapatmadan kader, gerçeklik ve anlatıcılık arasındaki bağı sürekli yeniden düzenler ve metnin katmanlı yapısını baştan sona diri tutar.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 23 gönderi

💫💝@biancaaa· 3ay🇹🇷

“İşte bu yüzden, hata yaptığı anda servetini, hatta canını kaybedebilecek olmayan insanların fikrine güvenilmez. Çünkü malı, canı, sevdikleri tehlikede olmayan biri doğru düşünemez. Bilgi tehlike ile ölçülür.”

13
Özlem@arozlm· 9ay🇹🇷

“Düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?”

13
Kübra.K@1kubra· 9ay🇹🇷

“hazine odasındaki paraları yağma eden şu zavallılara bak. eğer kitaplıklardaki ciltler dolusu bilgiyi kullanabilecek durumda olsalar, talan ettikleri paranın on katını, belki de yüz katını elde edebileceklerini bilmiyorlar."

11
Güven@makustalih· 3h🇹🇷

Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim?

8
yasin@yaassiinnxx· 4ay🇹🇷

Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.

8
Oscar@0scar· 7ay🇹🇷

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti...

6
Güneş Yüztaş@hheyv· 10ay🇹🇷

Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göreme-sen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamazsan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl, böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret.Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy.Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünya 'nın kendisini hiç görebilir mi?

6
Eren@reseph· 10ay🇹🇷

"Ey parlak yıldız, seherin oğlu, göklerden nasıl düştün! Sen ki, milletleri devirdin, nasıl yere yıkıldın! Ve kendi yüreğinde derdin: Göklere çıkacağım, tahtımı Allah'ın yıldızları üzerinde yükselteceğim ve ta kuzeyde cemaat dağında oturacağım: Bulutların yüksek yerleri üzerine çıkacağım, kendimi Yüce Allah gibi edeceğim."

5
umaytürkmen@tumayyy· 4ay🇹🇷

Çok güzel yorumlar alarak bugün başladığım kitap.Okuyanların düşüncelerini merak ettim 🤔

4
Güven@makustalih· 4ay🇹🇷

Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim?

4
Eren@reseph· 10ay🇹🇷

Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.

4
Robert Garcia@siyahadamm· 5ay🇹🇷

düşünüyorum öyleyse varım. oldukça makul. fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: düşünen bir adamı düşünüyorum. düşündüğümü bildiğim için, ben varım. düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. böylece o da benim kadar gerçek oluyor. bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. o gerçek ben ise bir düş oluyorum

3
Gürkan Bircan@randalthor· 8ay🇹🇷

“Düşündüğüm için ben var değilim,sizler varsınız.Sizler benim zihnimdeki düşüncelerden ibaretsiniz.”

3
Robert Garcia@siyahadamm· 6ay🇹🇷

birdenbire kendini o kadar çaresiz hissetti ki, oradan uzaklaşıp bir sütunun dibine çökerek ağlamaya başladı. gelgelelim onu teselli edecek hiç kimse yoktu.

2
Güven@makustalih· 6ay🇹🇷

Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl.

2
Güven@makustalih· 6ay🇹🇷

Düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?

2
Güven@makustalih· 6ay🇹🇷

Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim?

2
Güven@makustalih· 6ay🇹🇷

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.

2
Güven@makustalih· 6ay🇹🇷

Gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.

2
Eren@reseph· 10ay🇹🇷

Bünyamin'in lağımcı ocağına yazılıp evden ayrılmasından sonra, Uzun İhsan Efendi bir maymun ve bir çocukla evde yalnız kaldı. İşi hiç kolay değildi, çünkü Alibaz haylazlıklarına Müşteri'yi de ortak ediyor, ikisi bir olup evin altını üstüne getiriyorlardı. Sonunda Uzun İhsan Efendi, Alibaz'ı mahalle mektebine yazdırıp hocanın başına bela etmeye karar verdi.

2
Özcan Yerli@kitaplarrtiyatrooturkulerr· 7ay🇹🇷

Eveet güzel bir kitabın daha sonuna geldim daha önce okumaya çalışıp yarım bırakmıştım begeniler üzerine bir şans daha verdim ve iyi ki okumuşum diyorum size de tavsiye ederim keyifli okumalar.

1
Özcan Yerli@kitaplarrtiyatrooturkulerr· 7ay🇹🇷

Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı. Kur’an’ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğuna bir örnekti ve onun ardında giden herkes, dünyayı onun gibi okuyup şehadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarlıydı. Dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildir. Yaşanılanlar, görülenler, ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.

1
MEHMET FATİH@mehmetamafatih· 10ay🇹🇷

“ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı kâinattan 7079 yıl, isa mesih’ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına kostatiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.”

1

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir