
Varoluş, yalnızca gizini araştıranların kuruntusuyla ayakta durabilecek denli boş, kırılgansa, o zaman… kurtuluş diye bir şey yoktur, tümümüz de köleyiz, bir efendi verilmeli bize, bunu hak ediyoruz…

Umberto Eco'nun Foucault Sarkacı adlı ikinci romanı, alışılmış tür sınırlarına kolayca yerleşmeyen çok katmanlı bir okuma deneyimi sunar. İlk romanı Gülün Adı gibi tarih, düşünce ve kurmacayı iç içe geçirir; ancak burada odak, irrasyonel düşüncenin yaklaşık beş yüz yıllık serüvenidir. Bu nedenle eser bir bilim-roman, hatta kendine özgü bir “Eco-roman” olarak değerlendirilebilir.
Romanın geniş zaman çizgisi Ortaçağ'ı ve etkileri günümüze uzanan gizli bilimleri kapsar. Pozitif bilimin gelişimi, büyü, ezoterik arayışlar ve akıldışı açıklamalarla yan yana ilerler. Bilim ile büyü arasındaki tarihsel kardeşlik, insanın dünyaya düzen verme arzusunun farklı biçimlerini gösterir. Aynı bilgi parçaları, bakış açısına göre kanıt, simge ya da yanılsama olarak okunabilir.
Metnin değişik düzlemlere açılması, okuru tek bir açıklamaya bağlanmak yerine bağlantı kurma biçimlerini sorgulamaya yöneltir. Zorluğu, yalnız tarihsel ve düşünsel göndermelerin yoğunluğundan değil, yorumlama arzusunun kendi başına nasıl bir serüvene dönüşebildiğini göstermesinden gelir. Ortaya çıkan roman, akıl ile inanç, bilgi ile kuruntu ve tarih ile komplo arasındaki sınırları çetin fakat oyunbaz bir biçimde araştırır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Varoluş, yalnızca gizini araştıranların kuruntusuyla ayakta durabilecek denli boş, kırılgansa, o zaman… kurtuluş diye bir şey yoktur, tümümüz de köleyiz, bir efendi verilmeli bize, bunu hak ediyoruz…
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş