Umberto Eco’nun Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik eseri, Ortaçağ düşünürlerinin güzeli nasıl tanımladığını ve sanatsal üretimi hangi kavramlarla açıkladığını izleyen tarihsel bir incelemedir. Eco, dönemin estetik deneyimini modern anlamda bağımsız bir “sanat” alanına indirgemez; teoloji, kozmoloji, ahlak ve gündelik duyusal beğeni arasındaki bağlantıları birlikte ele alır. Güzellik fikrini resim ve mimariyle sınırlamaz; onu dünyanın düzenine ilişkin daha geniş bir düşüncenin parçası olarak açıklar.
Kitap, klasik mirasın Ortaçağ boyunca nasıl dönüştürüldüğünü; oran, uyum, sayı, ışık ve simge gibi kavramların farklı düşünürlerde kazandığı anlamları karşılaştırır. Bu karşılaştırmalar, yüzyıllar boyunca değişen ortak bir kavram haritası oluşturur. Özellikle skolastik tartışmalar ve Thomas Aquinas çevresindeki çözümlemeler, güzelliğin bütünlük, ölçü ve açıklıkla ilişkilendirilmesini ortaya koyar. Eco’nun yöntemi, kuramsal metinlerle dönemin kültürel pratikleri arasında dikkatli bağlantılar kurar.
Eserin değeri, Ortaçağ’ı estetik duyarlılıktan yoksun bir ara dönem gibi görmeyi reddetmesindedir. Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik, bugünkü sanat kavramlarını geçmişe doğrudan taşımadan, bir çağın güzellik deneyimini kendi düşünsel koşulları içinde yeniden kurar.