Dünya Ağrısı

Dünya Ağrısı

Ayfer Tunç

Yayıncı
Can Sanat Yayınları
Sayfa
331
Dil
Türkçe
Yayın yılı
2014

Özet

Mürşit, hayatını özgür bir yolcu gibi geçirmek istemişken babasından kalan oteli işletmek ve ailesinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalır. Ayfer Tunç, Dünya Ağrısı'nda onun sıkışmışlığını giderek daha açgözlü ve gözetleyici hâle gelen bir şehrin atmosferiyle birleştirir. Otel, gelip geçenlerin barınağı olduğu kadar Mürşit'in kaçamadığı geçmişin ve yerine getirmesi beklenen görevlerin de merkezidir.

İstanbul'da bıraktığı hayaletlerden uzaklaşarak bu otele sığınan Madenci, Mürşit'in gerçek bir yakınlık kurabildiği kişiye dönüşür. İki adamın dostluğu, sakladıkları sırlar ve taşıdıkları vicdan yükü üzerinden gelişir. Arka planda Türkiye tarihinin toplumsal faciaları ile kitlesel şiddet anıları bulunur; kişisel acılar, onları üreten toplumdan bağımsız ele alınmaz. Geçmişle hesaplaşmayı seçenlerle suskunluğa uyum sağlayanlar arasındaki sınır romanın temel gerilimini oluşturur.

Dünya Ağrısı, bireysel bunalımı toplumsal hafızayla buluşturan sert bir romandır. Ayfer Tunç, Mürşit ile Madenci'nin konuşmaları ve otelin kapalı dünyası aracılığıyla suçluluk, sorumluluk, kötülük ve dayanışma üzerine düşünür. Şehrin herkesin birbirini izlediği yapısı, sır saklamayı giderek imkânsızlaştırırken karakterlerin kendi içlerindeki sessizliği de bozar. Okur, iki insanın dostluğunda hem kişisel bir sığınak hem de geçmişe bakma cesaretinin ağır bedelini görür.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 10 gönderi

nida@nida· 10ay🇹🇷

"Anlatabilmek için anlatılacakların olgunlaşmasını beklemek lazım. Bir acıyı zamansızca anlatmak dokusunu bozar, beklemek lazım."

8
nida@nida· 10ay🇹🇷

"İnsanın yaşlandıkça kısalmasının nedeni bu, kemiklerin kısalmasıyla ilgisi yok, yerçekimi denen şey dünyanın yorgunluğu aslında, bizi yere çeken şey dinmeyen bu yorgunluk."

5
nida@nida· 10ay🇹🇷

"Herkes bir şeyleri değiştiriyor. Geleceksiz kalmış, muhtaç olduğu taze ümidi altın madeniyle bulan bu küçücük şehirde bile herkes sürekli deri değiştiriyor. Eskimiş derilerini atıyorlar, çabucak eskiyecek yeni, canlı bir deriyi kuşanıp hayata devam ediyorlar. O ise giderek daha hızlı yaşlanan, ama yırtılmayan, dökülmeyen, canını içinde sımsıkı tutan derisini üstünden atamıyor, yeniden doğamıyor, ağır ağır çürüyor."

5
nida@nida· 10ay🇹🇷

"Yoksulların sinesi de çok geniş oluyor, her şey sığıyor buraya, zulüm, hakaret, haksızlık istediğin kadar."

4
nida@nida· 10ay🇹🇷

"Yoksulluk ve çaresizliğin dayanılmaz bir kokusu var, ayda yılda bir yıkanıyor olmanın yol açtığı bir koku değil bu, daha derin, daha içerden, sessiz bir çığlık gibi, yoksulluğun damgası gibi, yoksullar kokularıyla işaretleniyor, bu koku insanın içini eziyor, insanı uzaklaştırıyor onlardan, yoksullardan ve itilmişlerden."

4
nida@nida· 10ay🇹🇷

"Kibar bir tür gönüllü köle ama kolayca baştan savılamıyor. Varlığı doğal bir ağırlık, taş gibi, kaya gibi, buranın kıraç doğasının bir parçası. Kendiliğinden kaybolmuyor, ille kaldırıp bir yere koymak, getirdiği sorunu çözmek gerekiyor. Çözülmezse gitmek bilmiyor, varlığının ağırlığı artıyor."

3
nida@nida· 10ay🇹🇷

"Suçluluk hissi ruhunun derisi oldu. Bu hissin derisi kadar kendisinin olduğunu biliyor. Ama bilmek ruhunu kurtarmıyor. Nasıl derisinden kurtulamazsa, bu histen de kurtulamaz, gerçeği umutsuzca kabullendi."

3
nida@nida· 10ay🇹🇷

"Gidemiyor. Gitmeye kalksa varacağı bir durak da yok. Gençliğini dolduran gelecek hayalinin gerçekleşeceği ülke hiç var olmamış. Var sanmıştı. Varmanın yıllarını alacağını ama sonunda hiçbir şey yapmasa bile varacağını sanmıştı. Yanıldığını anlaması için yaşlanması gerekti."

3
nida@nida· 10ay🇹🇷

"İnsana değmeden yaşanmıyor, insanoğlu insansız hayat bulamadı."

3
nida@nida· 10ay🇹🇷

"Ama Mürşit sormadı. Sormaya hakkı yok. Konuşurken sabahları bile bulsan, gece konuşmalarının da bir sınırı var. Ruhunu katman katman açarsın, ama çekirdeğinde öyle bir kor vardır ki kendin bile dokunamazsın."

2

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir