“Ama kaybeden sonunda siz olmuşsunuz.” “Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?” “Ama bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz.” “İyi ya boş değildi kucağım.” “Ama yandınız, kül oldunuz.” “Ama vardım, kül bunun kanıtı.”

Suzan Defteri Roman, Ayfer Tunç'un iki ayrı defter sesi üzerinden yalnızlık, geçmiş ve karşılaşma ihtimalini incelikle kurduğu yoğun bir anlatıdır. Kitap, aynı apartmanda birbirinden habersiz gibi duran insanların iç dünyalarını, yazı yoluyla açılan kırılgan alanları ve hatırlamanın dönüştürücü etkisini işler. Ayfer Tunç, sade görünen ayrıntılardan derin bir duygusal gerilim üretir.
Çağdaş Türk edebiyatında kısa roman, günlük biçimi ve psikolojik çözümleme arayan okurlar için Suzan Defteri Roman güçlü bir seçenektir. Metin, okuru yüksek sesli dramatik olaylarla değil, cümlelerin arasına yerleşen suskunluklarla yakalar; insanın kendi hikayesini yazarken başkasının yalnızlığına nasıl temas ettiğini düşündürür. Etkisi okurken yavaşça büyür.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi
“Ama kaybeden sonunda siz olmuşsunuz.” “Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?” “Ama bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz.” “İyi ya boş değildi kucağım.” “Ama yandınız, kül oldunuz.” “Ama vardım, kül bunun kanıtı.”
Oysa aşkı andıran bir heyecandan ibaretmiş. Böyle duygular var, insan yanılıp aşk sanıyor.

Benim canım az sıkıldı biraz daha sıkılsın bir de kafam öyle bir karışsın ki birkaç hafta toparlayamayayım derseniz bu kitabı okuyabilirsiniz

Pazar günleri, hayatın intikam günleri. Neşeli başlasın ve öyle geçsin diye gayret edildikçe insanı kötü bir yalnızlığa, anlaşılmaz bir kedere iten günler.