Cevdet Bey ve Oğulları
EdebiyatKurgu

Cevdet Bey ve Oğulları

Orhan Pamuk

Yayıncı
Yapı Kredi Yayınları
Sayfa
649
Dil
Türkçe
Yayın yılı
2003

Özet

Abdülhamit döneminin son yıllarında İstanbul'da küçük bir dükkân işleten Cevdet Bey, işini büyütmek ve Batılı anlamda modern bir aile kurmak ister. Orhan Pamuk, Cevdet Bey ve Oğulları romanında bu arzunun sonuçlarını Nişantaşılı bir ailenin üç kuşağa ve yaklaşık yetmiş yıla yayılan serüveni içinde izler. Cevdet Bey geleneksel ailesinden uzaklaşarak ticaret, zenginlik ve yeni bir ev düzeni kurmaya çalışırken oğulları ve sonraki kuşaklar değişen Türkiye'de kendilerine başka yollar arar. Ailenin özel hayatı, imparatorluğun son döneminden Cumhuriyet'in modernleşme sürecine uzanan geniş bir tarihsel arka planla birlikte gelişir. Zamanın akışı aile bağlarını da dönüştürür.

Romanın odağında büyük siyasal olaylardan çok ev içleri, gündelik konuşmalar, iş hayatı ve kuşaklar arasındaki beklenti farkları vardır. Yeni apartman yaşamı, Beyoğlu'ndaki alışveriş alışkanlıkları ve Batılılaşan aile çevresi, dönüşümün gündelik yüzünü oluşturur. Karakterlerin başarı, aile, mutluluk ve sorumluluk anlayışları zamanla değişir. Cevdet Bey ve Oğulları, bir ailenin yükselişini ve iç gerilimlerini Türkiye'nin toplumsal dönüşümüyle yan yana anlatan kapsamlı bir aile romanıdır.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 9 gönderi

Sezen Aylak@sezenaylak05· 6ay🇹🇷

İki kişilik kahvaltı sofrası kurulmuştu. Çay demlenmiş, gürüldeyerek yanan sobanın üzerine konmuştu. İçeriden fazla kızaran ekmeklerin yanıklarını kazıyan bir bıçağın sesi geliyordu. Birden bunların, yalnızca böyle küçük şeylerin kendisine mutluluk verdiğini, hayatta değer verdiği şeyin bu sıcak oda ve iki kişilik sofra olduğunu düşündü.

6
Sezen Aylak@sezenaylak05· 6ay🇹🇷

Türkiye'de, burada böyle düşünmek insanı toplumun dışına iter. Bunu benim kadar bilirsiniz. Burada düşünen yalnız kalır... Burada duygulanmadan düşünmek sapıklıktır... Hem her şeyi aklımızla nasıl kavrarız? Yaradılıştan bize yalnız akıl verilmemiş. Duygularımız da var.

6
Sezen Aylak@sezenaylak05· 6ay🇹🇷

Benim için mutluluk bir yandan kalabalık bir ailenin gürültüsünü işitip güvenini ve şefkatini hissederken, insanın aynı zamanda yalnız kalıp kağıtla kalemle, boyayla fırçayla kendine yeni bir dünya yaratmak için sabırsızlık, hatta öfke duyması demektir.

4
Sezen Aylak@sezenaylak05· 6ay🇹🇷

Türkiye'de resim yapmak, insanın bağıra bağıra konuşması gereken bir ülkede dilsizliği seçmek gibi bir şey.

4
Sezen Aylak@sezenaylak05· 6ay🇹🇷

İşte bizde bu yok. Bizde öyle özgür, aklını kullanan, girişken insan yok! Bizde herkes köle, herkes boyun eğmek, toplumun içinde erimek, korkmak için yetiştiriliyor. Eğitim dedikleri şey hocanın dayağı, anneyle teyzenin tehditleri. Din, korku, karanlık düşünceler, ezberlenmiş şeyler... Sonunda boyun eğmekten başka bir şey öğrenmiyorlar. Kimse kendi çabasıyla, topluma karşı çıkarak yükselmiyor. Herkes boyun eğerek, birisinin himayesine girerek, kulluk ederek yükseliyor. Kimse kendi hesabına düşünmüyor. Düşünürse, korkuyor... Herkes olsa olsa kendi hesabına kulluk ediyor.

4
Sezen Aylak@sezenaylak05· 6ay🇹🇷

İnkılap halkın hayrına olanları, halka rağmen, fakat halk için, halka getirmek işidir.

3
Sezen Aylak@sezenaylak05· 6ay🇹🇷

Şu günlük hayat dediğin şey niye yüzeysel ve basit olsun? Küçük mutluluklar diye küçümsediğin şeylerden niye insan kendini sakınsın? Günlük hayatın da kendine göre gösterişsiz bir şiiri var.

3
Sezen Aylak@sezenaylak05· 6ay🇹🇷

Eğer denge denen şey hayatın akışına kendini bırakmaksa... Eğer kolay mutlu olmaksa denge, biraz dengesizleştim galiba...

2
Sezen Aylak@sezenaylak05· 6ay🇹🇷

Bizde büyük değişmeler fazla göz almaz, çünkü hep küçük ve sonsuz uzlaşmaların sonucudur...

1

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir