
Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet..

İntihar, Stefan Zweig'ın zihnini gençlik yıllarından beri meşgul eden bir kavramdı. Yaşamanın bir anlamı kalmadığını anladığı anda yaşamına kendi eliyle son verebileceğini daha üniversite yıllarında söylemişti. İlk evliliği sırasında karısı Friederike'yi kendisiyle birlikte intihar etmesi için zorlayan, sonra bu düşüncesinden vazgeçen Stefan Zweig, yıllar sonra, İkinci Dünya Savaşı sırasında, ikinci karısıyla birlikte yaşamına son verdi. Yazar, önceki intihar girişimlerinden vazgeçmiş olsa da korkularını, romanlarındaki ve öykülerindeki kahramanlara yaşatıyor. Amok Koşucusu'nda yer alan öykülerin ortak izleği de intihar. Kendi yaşamından ya ada tarihteki gerçek kişilerin yaşamlarından kesitler katarak yazdığı bu öykülerde Stefan Zweig'ın duyarlı kişiliğini, olağanüstü gözlem gücünü olduğu gibi sayfalara yansıttığını görüyoruz. Yazdığı öykülerin en başarılı örneklerinin yer aldığı bu kitapta, bir uzun öykü olan Amok Koşucusu bir baş yapıt. İnsanı en güçsüz, en savunmasız yönleriyle ele alıp, insan ruhunun en derin katmanlarına inmeyi bilen, bütün bunları son derece canlı, ayrıntılı, çok yönlü bir anlatımla kaleme alabilen, okuru gerçekten etkileyebilen bir yazar Stefan Zweig. Yazdıklarının üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına karşın, öykülerinin, romanlarının bugünkü kuşaklar tarafından da aynı ilgiyle okunması, onun kalıcı bir yazar olduğunun en büyük kanıtı. Amok Koşucusu'nun bu yeni çevirisinde, daha önceki basımda yer almayan öyküler de bulunuyor.
Bookspace topluluğundan 33 gönderi

Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet..

Tuhaf ve üzgün hissediyorum… 🫥

Stefan Zweig’i sevenler, onu neden seviyorsunuz? Dilinde ya da anlatımında sizi çeken ne var? Ben en çok psikolojik derinliği için seviyorum. Karakterlerini büyük olaylarla değil, içsel çatışmalarla sarsıyor. İnsan en çok kendi zihninde kayboluyor ve Zweig bunu çok çıplak bir şekilde gösterebiliyor.

"Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet. "

"Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim..."

İnsan her şeyi unutur, hatta kendisini bile; ama kalbindeki o ince sızıyı asla unutmaz."

“Şu belirsizlik, nasıl da eziyet ediyor şimdi bana.”

"Dışarıdan bakıldığında her şey ne kadar da sakin, ne kadar da yerli yerinde görünüyor; oysa içeride, o karanlık mahzenlerde kim bilir hangi hayallerin cesetleri çürüyor."

Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz..

Ben hiç iyi bir adam oldum mu bilemiyorum ama şey, sanırım her zaman yardım eden biriydim. Orada yaşadığım sefil hayatımdaki tek mutluluğum, beynimde varolan bilgiyle yaşayan bir canlının nefes almasını sağlamaktı.Bu neredeyse tanrısal bir mutluluktu. Benim en mutlu anlarımın bunlar olduğu bir gerçektir..

Belkide insan her şeyi içine atmaktan boğuluyordur.

Sadece bir kere yorulur insan, o da hayattan vazgeçtiğinde."

İnsanın içindeki ateş, bazen bütün aklı yakar. Ne yaptığını bilmez, nereye gittiğini görmez olur. İşte ben o an başladım koşmaya: Amok gibi, ölümün üstüne.”

Belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla..

Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim.

Belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla...

Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz.
"İnsan her şeyi kaybettiğinde, elinde kalan son şey için umutsuzca savaşır."

Ah şu belirsizlik, nasıl da eziyet ediyordu şimdi bana..

İnsan gençken yalnızca başkalarının hastalanıp öleceğini düşünür.

"Çok zor oluyor insanın her şeyi içine atması ve içinde debelenmesi...”

jelatini açılmamış oe

“Utanmayı bu kirli yalnızlıkta, bu kahrolası insan ruhunu tüketen ve iliğini sömüren bu ülkede unuttum.''

“Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz”
“Gevezelik edenlerin kaçak gölgelerinde sanki bir kitabın de satırları eriyip kayboluyordu.”
“Hangi romanda, o ışıltılı sokakları ve beyaz kadınları okusam elim titremeye başlıyordu.”
“İnsan her şeyini kaybettiğinde, elinde kalan son şey için umutsuzca savaşır.”
“Çok zor oluyor insanın her şeyi içine atması ve içinde debelenmesi..”
“belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla…”
“Herkes en azından bir parça delirir”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş