
Yusuf'u; babasi sevdi diye kuyuya, Züleyha sevdi diye zindana attılar.. Sevginin imtihanı çok olur azizim.

Nasıl herkese duyurur da sesimi derim: "Bu anlattığınız ben değilim. Ben bu anlattığınız değilim. Yusuf'u ben nasıl yerim? Ben Yusuf'u nasıl yerim?" Sözünün bu kısmına gelince kurt, nemli gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülmeye başladı. Gri tüylerle kaplı göğsü, ön ayakları ıslandı. Bir ah çekti derinden derine. Islak burnu daha ıslandı. Ve devam etti: "Ben şimdi adımı nasıl temize çıkarayım. Alnıma sürülen bu kapkara lekeyi neyle, nasıl yıkayayım? Öyle bir leke ki değil bana, yeter kıyametin kopacağı güne değin gelip geçecek tüm torunlarıma. Tek muradım, bütün yaratılmışların sahibi olan Tanrım. Bu ayıpla yaşatamazsın beni. Ya alsın yeni doğmuş bütün kurt yavrularıyla birlikte canımı, kurt neslinin dalı yaprağı burada kesilsin, ya da adım temize çıksın."
Bookspace topluluğundan 5 gönderi

Yusuf'u; babasi sevdi diye kuyuya, Züleyha sevdi diye zindana attılar.. Sevginin imtihanı çok olur azizim.

''Sözün yaradılışı Züleyha'nın yaradılışından evveldi. Adem, ki ona bütün isimler öğretildi. Yusuf'un kaderi Züleyha'ya tecelli. Züleyha'nın kaderi Yusuf'a tecelli. Kuyu. Zindan. Kuyu. Zindan. Önce çile arkadan ihsan. Züleyha vazgeçti mi maşukundan?''

Yusuf dedi Züleyha... Sana gel kaderim ol demem. O kadar ki; güldeki sevda, çöldeki ateş, denizdeki su kadar kadersin bana. Bak alnına iki kaşının ortasına. Orada benim mührüm var. Alnımın yazısı olduğun kadar alın yazısıyım sana.

“Ateşe düşmeyen yanmayı nereden bilsin? Elini bıçak çizmeyen kanın rengini nasıl öğrensin?”

Yusuf, ben seni, sevmiş ve sevecek bütün kalplerin sırrına ortak olarak sevdim.
“ördüğüm şu elimdekilerle Yusuf'u alamayacağımı ben de biliyorum. Ama istedim ki bu eşsiz köleye benim de talip olduğum bilinsin”
“Gül mü dedi Yûsuf, yoksa ateş mi, zümrüt mü dedi yoksa buhur mu, inci mi yoksa kelepçe, yoksa zincir mi? Bundan böyle sözcük dağarcığım Yûsuf'un dilinden dökülen sözcükler kadardır”
“Bu ne tanışıklık! Kimsin ey, in misin cin misin? Çık yollarıma benim sen ey ne'msin bileyim. İste yollarımı ömrüne sereyim iste ömrüne ömrümü vereyim. Bu ne tanışıklık ama, bildir bileyim”
“Bir garip denklik ki eşit işaretinin anlamı yok. Bir toplama işlemi ki sağlaması yok”
“Br gün 'efendim' dediyse Yûsuf bana; Yûsuf'un dilinde ve sesinde bir araya geldiyse efendim sözcüğünü sözcük kılan seslerin işaretleri, harflerin en kutsallarıdır bunlar bana göre. 'Efendim'dir sözcüklerin şahı bundan…”
“Züleyha kırmızılar içinde, yanakları daha kırmızı. Dilinde zehirli çiçeklerin alevi. Böyle dil döktü saatlerce. Yûsuf'un gözleri bir an bile dikili olduğu yerden kaymadı. Allah şahitti; Züleyha ne kadar ateşse Yûsuf o…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş