Balkan Savaşı yıllarında Trabzon ile Tebriz'de başlayan iki hayat, savaşların ve göç yollarının etkisiyle birbirine doğru ilerler. Nazan Bekiroğlu, Nar Ağacı romanında Settarhan ile Zehra'nın hikâyesini Tiflis, Batum ve İstanbul'a uzanan geniş bir coğrafyada anlatır. Tebrizli hali tüccarının hareketli oğlu Settarhan, kendi iradesiyle yolunu çizmek isteyen Azam, Batumlu kitapçı Sophia, Trabzonlu Zehra ve ailesi; farklı inançların, bağlılıkların ve kayıpların kesiştiği bir tarihsel dünyanın parçalarıdır. Büyükhanım, Hacıbey ve gençliğini milleti için harcayan İsmail gibi kişiler de savaşın cepheyi aşarak evlerde ve ilişkilerde bıraktığı izleri taşır.
Anlatı, Balkan Savaşı'ndan Birinci Dünya Savaşı'na uzanırken muhaceret, ticaret, aile sorumluluğu ve aşkı aynı zaman çizgisinde buluşturur. Karakterlerin yolları bazen güçlü bir akışla birleşir, bazen ülkeler ve zorunlu seçimler yüzünden ayrılır. Tarihsel ayrıntılar romanın duygusal merkezini gölgelemez; büyük siyasal kırılmaların kişisel kaderleri nasıl değiştirdiğini gösterir. Nar Ağacı, üç ülke ve birden fazla sevda arasında ilerleyen, zengin karakter kadrosuyla aidiyet ve kayıp duygusunu işleyen kapsamlı bir tarihî romandır.