
“Bütün mezhepler, dinlerini Tanrı’nın sözü üzerine inşa eder; her biri de kendininkini doğru sayar.”

On altıncı yüzyıl Cenevre'sini siyasal bir vicdan sınavına dönüştüren Stefan Zweig'ın Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castellio Calvin'e Monografi eseri, reformcu Jean Calvin ile hümanist bilgin Sebastian Castellio arasındaki çatışmayı anlatır. Calvin'in kentte kurduğu katı dinî düzen, İspanyol hekim ve ilahiyatçı Michael Servetus'un sapkınlık suçlamasıyla yargılanıp idam edilmesiyle geri dönülmez bir eşiğe ulaşır. Castellio, inanç ayrılıklarının devlet şiddetiyle bastırılmasına karşı çıkar ve hoşgörüyü soyut bir erdemden çok birlikte yaşamanın zorunlu koşulu olarak savunur. Zweig tarihsel kişileri yalnız biyografik portreler hâlinde bırakmaz; onların söz ve eylemlerini otorite ile vicdan arasındaki daha geniş gerilime yerleştirir.
Metnin 1936'da yazılmış olması, Reform dönemi anlatısına çağdaş totalitarizm deneyiminin gölgesini düşürür. Zweig, güçlü kurumların karşısındaki tek bir aydının yenilgi ihtimalini gizlemeden, itirazın tarihsel etkisini anlık başarıdan ayırır. Calvin'in düzen ve birlik iddiası ile Castellio'nun düşünce özgürlüğü talebi arasındaki karşıtlık, fanatizmin nasıl hukuk ve ahlak dili kazanabildiğini gösterir. Eserin kalıcı önemi, vicdanı özel bir duygu olarak değil, zorbalığın meşrulaştırıcı dilini kesintiye uğratan kamusal bir sorumluluk olarak düşünmesinde yatar.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

“Bütün mezhepler, dinlerini Tanrı’nın sözü üzerine inşa eder; her biri de kendininkini doğru sayar.”

Tarafgir kimseler için önemli olan asla hakkaniyet değil, zaferdir. Hak vermek değil, hakkı ellerinde tutmak isterler

"Bir halkın, diktatörlüğün sağladığı, sıkı disiplin ve artan ortak vurucu güç gibi geçici avantajların bedelinin daima bireyin kişisel haklarıyla ödendiğinin ve her yeni kanunun, kaçınılmaz olarak eski bir özgürlüğe mal olduğunun ayırdına varması çoğunlukla biraz zaman alır."

Yaşayan bir fikir asla ölümlü bir insanla birlikte yaşayıp onunla birlikte yok olup gitmez; kendine bir yer, bir dünya ve özgürlük ister.
“Yaşayan bir fikir asla ölümlü bir insanla birlikte yaşayıp onunla birlikte yok olup gitmez; kendine bir yer, bir dünya ve özgürlük ister.”
“Tarafgir kimseler için önemli olan asla hakkaniyet değil, zaferdir. Hak vermek değil, hakkı ellerinde tutmak isterler”
“Bütün mezhepler, dinlerini Tanrı’nın sözü üzerine inşa eder; her biri de kendininkini doğru sayar.”
“Ah, siz gözü körler, siz gözü kararmışlar, siz kana susamışlar, siz iflah olmaz sahtekârlar! Hakikatı ne zaman göreceksiniz? Ya siz fani yargıçlar, kendi keyfi kararlarınızla insan kanı akıtmaya ne zaman son…”
“Bir halkın, diktatörlüğün sağladığı, sıkı disiplin ve artan ortak vurucu güç gibi geçici avantajların bedelinin daima bireyin kişisel haklarıyla ödendiğinin ve her yeni kanunun, kaçınılmaz olarak eski bir özgürlüğe mal…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş