
ruhumuzun derinliklerinde yasayamadigimiz anilar biriktirmisiz yillarca; hayat, su misali akip giderken siginacak dogru liman aramaktan bitap dusmus bedenimizi ve ruhumuzu en guzel tedavi edecek benligimize sifa olacak kitaplar….

Buket Uzuner'in Uzun Beyaz Bulut Gelibolu romanı, 2000 yılında Yeni Zelanda'dan Çanakkale'ye gelen genç bir kadının kayıp mezar arayışıyla başlar. Büyük dedesinin Gelibolu'da öldüğüne inanan ziyaretçi, savaş alanlarında bir iz bulmaya çalışırken seksen yıldır saklanan bir aile sırrına yaklaşır. Bu sırrın diğer ucunda, geçmişi sessizlikle koruyan yaşlı bir Türk kadını vardır.
Anlatı 1915 ile 2000 arasında gidip gelir; Osmanlı teğmeni Ali Osman ile Anzak askeri Alistair John Taylor'ın hikâyeleri karşı cephelerden birbirine yaklaşır. Mektuplar, hatıralar ve aile anlatıları, resmî tarihin tek çizgili görünümünü bozar. Aynı savaşın farklı dillerde ve ülkelerde nasıl hatırlandığı, kahramanlık ile kayıp arasındaki sınırı değiştirir. Bir ülkede düşman sayılan kişinin başka bir ülkede kahramana dönüşmesi, kimliklerin ve miras alınan anlatıların güvenilirliğini sorgulatır.
Uzun Beyaz Bulut Gelibolu, savaş tarihini rakamlardan çıkarıp birbirine bağlanan bireysel hayatlara yerleştirir. Buket Uzuner, Gelibolu coğrafyasını hem mezarlık hem buluşma alanı olarak kurarken Türk ve Anzak hafızalarını karşı karşıya getirir. Roman, geçmişin tamamlanmış bir hikâye olmadığını; ailelerin, ülkelerin ve sonraki kuşakların onu her hatırlayışta yeniden biçimlendirdiğini gösteren çok sesli bir anlatıdır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

ruhumuzun derinliklerinde yasayamadigimiz anilar biriktirmisiz yillarca; hayat, su misali akip giderken siginacak dogru liman aramaktan bitap dusmus bedenimizi ve ruhumuzu en guzel tedavi edecek benligimize sifa olacak kitaplar….
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş