
“onu ilk gördüğümde yaşantımda çok önemli bir yer tutacağını sezmiştim. bu tıpkı, bir filmin daha ilk karesinden bütününü kavramak, sonunu tahmin etmek gibi bir duyguydu.”

Buket Uzuner'in Kumral Ada Mavi Tuna romanı, Kuzguncuk'ta yaşayan öğretmen Tuna'nın bir sabah evinden alınmasıyla açılır. Ülkede seferberlik ilan edildiği, sokaklarda askerlerin dolaştığı ve bir iç savaşın başladığı söylenir. Tuna için bu toplumsal sarsıntının merkezinde çocukluğundan beri sevdiği Ada vardır: kumral, çekici ve özgürlüğüne düşkün Ada bir cinayetle suçlanmıştır.
Tuna'nın anlatısı bugünün tehlikesiyle geçmişin anılarını iç içe geçirir. Ada, Tuna ve ağabeyi Aras'ın Kuzguncuk'ta kesişen hayatları; dostluk, kardeşlik, kıskançlık ve karşılıksız aşkın uzun gölgesinde yeniden kurulur. Fakat Tuna'nın gördüğü askerleri annesi ve arkadaşları ambulans görevlileri olarak tanımlar. Bu uyuşmazlık, savaşın dış dünyada mı yoksa Tuna'nın parçalanan zihninde mi sürdüğünü belirsizleştirir. Ada'ya yöneltilen suçlama da kişisel hafızayla ortak gerçeklik arasındaki gerilimi keskinleştirir.
Kumral Ada Mavi Tuna, aşk üçgeninin duygusal yoğunluğunu siyasal korku ve psikolojik çözülmeyle birleştirir. Buket Uzuner, İstanbul'un çok kültürlü bir semtini geçmişin sıcaklığıyla canlandırırken bugünün sahnelerine tedirgin bir ritim verir. Roman, bir insanın sevdiği kişiyi ve kendi hayatını anlatırken ne kadar güvenilir olabileceğini sürekli sınayan, hafıza ile hakikat arasında katmanlı bir kurgu kurar.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

“onu ilk gördüğümde yaşantımda çok önemli bir yer tutacağını sezmiştim. bu tıpkı, bir filmin daha ilk karesinden bütününü kavramak, sonunu tahmin etmek gibi bir duyguydu.”

Bazı insanlar hayatımıza geç gelir ama hep oradaymış gibi hissederiz.
“Her yolculuk, hem gittiğin yere hem de kendine dönüştürür seni.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş