
“Sıradan, vasat toplumların ve insanların en belirgin özellikleri; bir an olsun menfaatsiz yapamamalarıdır.”

Friedrich Nietzsche, Şen Bilim içinde bilgiyi ağır ve donuk bir etkinlik olarak görmek yerine yaşamla, mizahla ve özgür düşünceyle ilişkilendirir. Almanca ad Fröhliche Wissenschaft, Provence geleneğindeki La Gaya Scienza ifadesine uzanır; bu ifade Orta Çağ troubadourlarının şiir sanatını çağrıştırır. Nietzsche bu mirası felsefi arayışın hareketli ve yaratıcı niteliğini vurgulamak için kullanır. Şiir, düşünce ve neşe arasındaki ilişki kitabın hakikate yaklaşma biçimini belirleyen temel bir zemin oluşturur.
Buradaki “şenlik”, sıkıntı ve yoksunluğu görmezden gelen yüzeysel bir neşe değildir. Hakikate yönelmenin acılarla birlikte sürdürülebileceği, düşüncenin yaşamı güzelleştiren bir güce dönüşebileceği fikri öne çıkar. Mizah ve şiirsel söyleyiş, yerleşik kesinlikleri sarsarken bilginin insanın dünyaya karşı tavrını nasıl değiştirebileceğini gösterir. Bilimin ciddiyeti ile yaşamın yaratıcı enerjisi aynı arayışın iki yönü olarak değerlendirilir.
Nietzsche şarkıcı, şövalye ve özgür düşünür imgelerini aynı düşünsel alanda buluşturur. Bilimsel tutum ile yaşama sevinci arasında bağ kuran metin, okuru hazır cevaplara kapanmak yerine yeni değerler ve bakış açıları üretmeye davet eder. Felsefe burada kuramsal bir uğraşın sınırlarını aşarak deneyimlenen bir yaşam bilgeliğine yaklaşır. Acının içinden geçen düşünce, neşeyi kolay bir teselli değil, dünyaya yeniden yönelme cesareti olarak ele alır.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

“Sıradan, vasat toplumların ve insanların en belirgin özellikleri; bir an olsun menfaatsiz yapamamalarıdır.”
bir iblis, bir gün en yalnız yalnızlığında sana sokulup şöyle deseydi: ‘Şu anda yaşadığın bu hayatı — ve daha önce yaşamış olduğun bütün hayatı — yeniden ve sayısız kere daha yaşayacaksın. Hiçbir şey yeni olmayacak; her acın, her sevincin, her düşüncen, her soluk alışın, büyük ya da küçük yaşadığın her şey aynı sırayla ve aynı seyir içinde sana geri dönecek… Ağaçların arasından süzülen şu alacakaranlık bile, az önce gördüğün şu örümcek bile, bu anın kendisi bile, ben bile… Varoluşun sonsuz kum saati, içinde toz tanesi olan seninle birlikte tekrar tekrar ters çevrilecek…’ Peki, bu sözü söyleyen iblise karşı tutumun ne olurdu? Dizlerinin üzerine çöküp ona lanet mi ederdin? Yoksa bir kez yaşadığın her şeyi bir kez daha yaşamayı istemekten daha yüce bir onur olamayacağını düşünerek onu kutsar mıydın?
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş