
Ben bir şey yapmadım, insanlar kendilerini içimde öldürdüler.

Bir insanın görünen kişiliği ile şiirde yeniden doğan imgesi arasındaki mesafe, Portreler'in yaratıcı alanını oluşturur. Can Yücel, belirli kişilere adadığı veya onları anlatmak için yazdığı şiirlerde doğrudan tanım vermek yerine içsel bir diyaloğa girer. Portresini çizdiği kişiyi çoğu zaman beklenmedik bir yanından yakalayarak okurun alışılmış görüntüyü yeniden düşünmesini sağlar.
Şairin mizahı, tanımlı varlık ile imge arasındaki çelişkiden beslenir; fakat bu karşıtlık her şiirde keskin bir alaya dönüşmez. Kişinin gerçekliği ile şiirsel imge birbirini karşılıklı olarak yeniden kurar. Tanınan yüz, sözcüklerin ritmi ve çağrışımı içinde başka bir anlam kazanırken şiir de o kişinin varlığından yeni bir hareket alır.
Portreler, Can Yücel'in insan gözlemini, dili ve yürekli şiir dünyasını adanmış metinler çevresinde bir araya getirir. Koleksiyon, biyografik bilgi vermekten çok bir kişiliğin şairde bıraktığı izi duyurur. Okur, şiirlerdeki ipuçlarını izleyerek Yücel'in kişilerle kurduğu özel ilişkiyi ve kendi şiirsel şifrelerini çözmeye davet edilir. Eser, portreyi sabit bir benzerlik çalışması olmaktan çıkarır; yakınlık, mizah ve imgenin birlikte oluşturduğu canlı bir karşılaşmaya dönüştürür.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Ben bir şey yapmadım, insanlar kendilerini içimde öldürdüler.