
En uzun koşuysa elbet Türkiyede de Devrim, O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak... En hızlısıydı hepimizin, En önce göğüsledi ipi... Acıyorsam sana anam avradım olsun, Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!

Bir Siyasinin Şiirleri, Can Yücel'in hapishane deneyimiyle dışarıdaki yaşamını aynı şiirsel çizgide buluşturur. Şair içeriden baktığı dünyayı yalnız mahrumiyet ve özlem üzerinden anlatmaz; gündelik gözlemlerini, duygularını ve düşüncelerini politik kimliğiyle birlikte yeniden değerlendirir. Cezaevinin sınırları, dışarıdaki olayları görünmez kılmaz; tersine tarihsel gelişmeler ile günlük hayat arasındaki bağları daha belirgin hâle getirir. Bu nedenle kitapta kişisel ses ile toplumsal eleştiri birbirinden ayrılmadan ilerler.
Can Yücel güncel olmanın gerekliliğini kabul ederken şiiri kısa ömürlü sloganlara ya da yalnızca dönemin kahramanlarını yücelten metinlere indirgemez. Güncel olayları tarihsel bir perspektif içinde ele alır ve taşlamanın keskinliğinden yararlanır. Politik tutum, şairin kendisini sorgulamasına engel olan değişmez bir kimlik değil, eleştiriye açık bir deneyim alanıdır. Hapisteki Can Yücel ile dışarıdaki şairin birleşimi, kitabın sesini hem doğrudan hem çok katmanlı kılar. Bir Siyasinin Şiirleri, siyasal baskı altında bireyin düşünme ve konuşma biçimlerini araştıran; gözlem, mizah, öfke ve öz eleştiriyi aynı şiir dünyasında birleştiren bir koleksiyondur. Eser, dönemsel olaylardan hareket etse de güncelliği tarih ve toplum çözümlemesine dönüştürme çabasıyla kalıcılık kazanır.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

En uzun koşuysa elbet Türkiyede de Devrim, O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak... En hızlısıydı hepimizin, En önce göğüsledi ipi... Acıyorsam sana anam avradım olsun, Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!

Günlerce konuşmaz, yazmaz, aramaz, sormaz; Sonra gelir bir merhaba der, yine o kazanır.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş