
Denize boşanan yağmurla açılan şiir, konuşan kişinin kendi gidişini düşünürken Ali'nin yıllar sonra yurdun kıyılarına yeniden ulaşıp ulaşamayacağını sormasıyla Ölüm ve Oğlum'un duygusal eşiğini kurar. Can Yücel, ölüm düşüncesini kayıp duygusunun yanında geride kalanların belleği ve hayatın sürme ihtimaliyle birlikte ele alır. Deniz, kıyı ve sandal imgeleri kişisel vedayı hareketli, açık uçlu bir manzaraya taşır.
Kitabın içindekiler bölümü bu ilk sesin çevresini genişletir. Baharla Ölüm Konuşmaları, Al Bir Uzun Hava, Bayramlık ve Bir Ölüm İlanı gibi başlıklar fanilik eksenini farklı tonlara açarken; Anayasası İnsanın, Taksim Mitinginden İzlenim ve Değişim toplumsal bakışın izini taşır. Küçük Kızım Su'ya ile Dostum Samaripa'ya Mektup ise yakınlara yönelen doğrudan hitabı öne çıkarır. Epigram, Şiir-Şair-Dünya ve Sonsöz, şairin kendi söyleyişine dönüp bakmasına alan verir. Bu düzen içinde kişisel yas, aile bağı, siyasal duyarlılık, dostluk ve şiir üzerine düşünme aynı kitapta yan yana durur. Ölüm ve Oğlum, Can Yücel'in konuşma diline yaklaşan sesini farklı başlık ve hitap biçimleriyle taşıyan çok yönlü bir şiir toplamıdır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“MUHABBET Bir fasulye çimleniyordu Çiseledikçe yağmur. Koştum vardım ki yanına Anlasın ne nimet olduğunu Sen git yerine! dedi Ayşa Kadın Böyle kibar erkeyin ayağ'na Ben kendi ayağ'mnan gelirim Bu muhabbeti görünce…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş