
Sevmeyi falan değil, yalnızlığı öğren.Çünkü zor zamanlarda, en çok ona ihtiyacın olacak..

Charles Bukowski’nin Ölüler Böyle Sever kitabı, yazarın olgunluk dönemi olarak nitelenen yıllarından on sekiz öyküyü bir araya getirir. Anlatıcıların ilgisi düzenli işleri, kusursuz görünüşleri ve toplumun onayladığı davranışları olan kişilere değil; kanunsuzlara, serserilere, umutsuz ve kırılmış insanlara yönelir. Bu tercih, kitabın dünyasını toplumun kenarında yaşayan karakterlerle doldurur.
Dişleri, akılları veya yolları kırılmış adamlar; sarhoş, küfürbaz ve görünüşü dağılmış kadınlar küçük sürprizleri ve patlamalarıyla öykülere girer. Azizlerden çok sapkınlara yakın duran ses, kanuna, ahlaka, dine ve kurala kuşkuyla yaklaşır. Toplum tarafından biçimlendirilme düşüncesi reddedilir; rahatlık, saygın çevrelerde değil dışarıda bırakılanların yanında aranır.
Bukowski bakışını sokaklarda ve evlerde dolaştırırken yaşadıklarını ve belleğine kazınan ayrıntıları doğrudan aktarır. İçtenlik, dobra dil ve akıcı anlatım, rahatsız edici kişileri romantikleştirmeden onların dünyasına yaklaşmayı sağlar. Ölüler Böyle Sever, toplumsal makbullüğün dışında kalan yaşamları, bağımlılıkları, öfkeyi ve beklenmedik canlılık anlarını kısa anlatıların sert fakat hareketli ritmi içinde toplar. Öykülerdeki mizah, umutsuzluğu hafifletmekten çok karakterlerin kendi çöküşlerine dışarıdan bakabilmesini sağlar; beklenmedik patlamalar da durağan görünen hayatların içindeki direnme enerjisini açığa çıkarır.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Sevmeyi falan değil, yalnızlığı öğren.Çünkü zor zamanlarda, en çok ona ihtiyacın olacak..

" Elimize batan kıymıklar kalbimize yürür mü sence ? " " Sanmam kısmetimiz yok bizim .."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş