Charles Dickens’ın Oliver Twist romanı, bir düşkünlerevinde doğan ve daha çocukken yoksulluğun cezalandırıcı kurumlarıyla karşılaşan Oliver’ın Londra’ya uzanan yolunu izler. Açlık ve kötü muamele karşısında kaçan çocuk, Artful Dodger aracılığıyla Fagin’in yönettiği yankesici grubuna sürüklenir. Oliver’ın suç dünyasına çekilmesi ile Bay Brownlow gibi koruyucu figürlerle kurduğu bağ arasındaki gerilim, onun kimliğine ilişkin sırları da adım adım görünür kılar. Nancy ve Bill Sikes çevresinde gelişen çatışmalar, seçme özgürlüğünün baskı ve korku altında nasıl daraldığını gösterir.
Dickens melodram, suç anlatısı ve toplumsal eleştiriyi aynı yapıda birleştirir. Yoksulları ahlaki kusurları nedeniyle cezalandıran sistem, roman boyunca çalışma evi, mahkeme ve sokak üzerinden sorgulanır; buna karşılık Oliver’ın iyiliğini koruması, yoksulluk ile suçluluğun aynı şey olmadığını vurgular. Canlı yan karakterler ve karanlık Londra atmosferi, kurumların görünmez kıldığı çocukları anlatının merkezine taşır. Nancy’nin ahlaki cesareti ve Sikes’ın şiddeti, suç çevresindeki kişisel sorumlulukların tek biçimli olmadığını ayrıca gösterir. Oliver Twist’in kalıcılığı, bireysel bir kurtuluş hikâyesini sınıf, çocuk emeği ve merhamet düzeni üzerine daha geniş bir hesaplaşmaya çevirmesinde yatar.