
• "Yalnızlık en büyük hastalıktır. Ve ilaç diye sunulan şey çoğu zaman daha fazla zehirdir."

İki çocuğun mürebbiyelerine yönelen katı ahlakın sonuçlarıyla karşılaşması, Stefan Zweig'ın Mürebbiye kitabındaki öykülerin ortak duygusal alanını açar. Çocuklar yetişkin dünyasının merhametsizliğini ilk kez görürken masumiyet ile toplumsal yargı arasındaki mesafe belirginleşir. Başka bir öyküde Como Gölü kıyısındaki sakin bir otelde imzasız aşk mektuplarıyla başlayan oyun, başkasının duygularını eğlenceye dönüştürmenin acımasızlığını gösterir. Tirol Alpleri'ndeki karşılaşma ise evli bir kadına, gençliğinden kalan platonik bir aşka duyduğu gönül borcunu düşünme fırsatı verir.
Derlemedeki bir başka anlatı, kurak toprak ve beklenen yağmur imgesiyle genç bir kızın yoğun şefkat arayışını yan yana getirir. Zweig, bu farklı durumlarda insanların kusurlarına yalnız hüküm vermek yerine özlem, utanç ve engellenmiş isteklerin iç hareketini araştırır. Sakin görünen ortamlar kısa sürede dönüşüm anlarına açılır; küçük davranışlar karakterlerin kendileri ve başkaları hakkındaki bilgisini değiştirir. Mürebbiye, çocukluk, zalimlik, karşılıksız sevgi ve duygusal açlık temalarını psikolojik ayrıntıyla birleştiren dört öykülük bir derlemedir. Her öykü, görünüşte küçük bir karşılaşmanın uzun süredir saklanan bir ihtiyacı nasıl açığa çıkardığını gösterir.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

• "Yalnızlık en büyük hastalıktır. Ve ilaç diye sunulan şey çoğu zaman daha fazla zehirdir."
• "Oysa aşk, insanın kendisini karşısındakine teslim etmesidir. Ve teslim olan insan, her zaman kaybeder."
• "Yoksulluk utanç verici değildi. Utanç verici olan, yoksulluğun herkesin gözü önünde yaşanmasıydı."

Güçlüydüm çünkü benim içimde suya hasret toprağın bekleyişi, hayal kırıklığına uğramış, kurak dünyanın kor ateşi barınıyordu..

Peki, niye ağlıyor o halde? Otto ondan hoşlandığına göre. Ben aşık olmanın güzel bir şey olduğunu düşünmüştüm hep.

Ahlaken zayıf olanların her zaman bir mazereti vardır zaten. İlk önlerine çıkana kendilerini teslim ederler ve hiçbir şeyi düşünmezler.
“Ahlaken zayıf olanların her zaman bir mazereti vardır zaten. İlk önlerine çıkana kendilerini teslim ederler ve hiçbir şeyi düşünmezler.”
“Peki, niye ağlıyor o halde? Otto ondan hoşlandığına göre. Ben aşık olmanın güzel bir şey olduğunu düşünmüştüm hep.”
“• "Bir insanın en büyük cezası, işe yaramaz olduğunu hissetmesidir. Bir işe yaradığını sanmak, hatta bunun için eziyet çekmek bile, bütünüyle unutulmaktan iyidir." • "Yoksulluk utanç verici değildi. Utanç verici olan…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş