
"Kendini çok genç hissediyordu; aynı zamanda anlatılmaz derecede yaşlı. Bir bıçak gibi kesip her şeyin içinden geçiyordu; aynı zamanda dışarıdaydı, seyre dalıyordu."

Mrs. Dalloway, Clarissa Dalloway'in çiçekleri kendisinin almaya karar verdiği bir haziran sabahında, hazırlık telaşını Londra'nın canlı ritmiyle buluşturur. Evde kapılar yerinden çıkarılır, görevliler beklenir; Clarissa ise sokağa adım attığı anda şimdiki zamanla Bourton'daki gençliği arasında gidip gelmeye başlar. Peter Walsh'un yıllar öncesinden kalan sözleri, hafızada küçük bir ayrıntının nasıl uzun süre yaşayabildiğini gösterir.
Virginia Woolf dışarıdaki trafiği, otobüsleri, bandoları ve kalabalığı Clarissa'nın iç sesiyle yan yana getirir. Şehrin sesi, kişisel düşüncelerin ritmine karışır. Big Ben'in vuruşları zamanı geri çevrilemez biçimde duyururken şehir, her an yeniden kurulan bir yaşam duygusu kazanır. Haziran sabahının ferahlığına savaşta kaybedilen gençlerin hatırası ve hastalığın bıraktığı kırılganlık da karışır.
Romanın atmosferi bu eşzamanlılıktan doğar: neşe ile kayıp, gündelik hazırlık ile geçmişin ağırlığı aynı düşünce akışında buluşur. Clarissa'nın Londra'ya duyduğu sevgi, yalnız şehrin görkemine değil, kapı eşiklerinde oturan en yorgun insanların bile hayata tutunuşuna yönelir. Böylece sıradan bir yürüyüş, zaman, hafıza ve yaşama arzusu üzerine yoğun bir iç yolculuğa dönüşür.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

"Kendini çok genç hissediyordu; aynı zamanda anlatılmaz derecede yaşlı. Bir bıçak gibi kesip her şeyin içinden geçiyordu; aynı zamanda dışarıdaydı, seyre dalıyordu."

okumaktan kaytarıp filmini izliycem sanırım 🙂↔️

"Neden olmasın, belki de dünyanın kendisi anlamdan yoksundur."

guzel filmdi..

"Her zaman aşık, her zaman yanlış kadına aşık Peter. Nedir senin aşktan anladığın?"

dun izleyemedigim filmi izlemeye başlıyorum 🙂↔️
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş