
Ruhum o kadar ağır ki, bazen yeryüzüne sadece ayaklarımın ucuyla dokunuyorum."

Virginia Woolf’un Orlando romanı, Elizabeth döneminde genç bir soylu ve hevesli şair olarak tanıtılan Orlando’nun yüzyılları aşan yaşamını izler. Kraliçenin sarayından donmuş Thames üzerindeki şenliklere, ardından İstanbul’daki elçilik görevine uzanan bu hayat olağan tarih ölçülerine uymaz. Orlando uzun bir uykudan kadın olarak uyanır; anlatıcı bu dönüşümü açıklanması gereken bir mucizeye çevirmek yerine aynı benliğin sürmesi olarak kaydeder. İngiltere’ye dönüşte kıyafet, miras, mülkiyet ve toplumsal davranış kuralları artık farklı baskılar üretirken Orlando, gençliğinde başladığı Meşe Ağacı şiirini yazmayı sürdürür. Her çağın gündelik eşyaları ve edebî modaları değişirken Orlando’nun belleği, geçmiş ile şimdi arasında canlı bir bağ kurar. Bu süreklilik, bedensel değişim ile kişisel hafıza arasındaki ilişkiyi daha da karmaşıklaştırır.
Romanın “biyografi” alt başlığı baştan sona alaycı bir yöntem kurar. Anlatıcı belgeler, portreler ve kesin tarihler kullanıyormuş gibi davranırken zaman hızlanır, yüzyıllar birkaç sayfada geçer ve edebî dönemlerin dili Orlando’nun çevresinde değişir. Woolf cinsiyeti sabit bir özden çok hukuk, giyim ve bakışlarla biçimlenen bir deneyim olarak ele alır; yazarlık arzusu ise bütün dönüşümlere rağmen süreklilik sağlar. Orlando, tek bir yaşam öyküsünü kimlik, tarih ve biyografi biçimi üzerine hareketli bir edebiyat tarihi deneyine dönüştürür.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Ruhum o kadar ağır ki, bazen yeryüzüne sadece ayaklarımın ucuyla dokunuyorum."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş