
sıradakim 💫

Tahsin Yücel, Kumru ile Kumru'da köyden İstanbul'a gelen genç bir kadının kent hayatıyla karşılaşmasını tüketim kültürünün içinden anlatır. Başlıkta yan yana duran iki Kumru, aynı kişinin değişen yüzlerine işaret eder: başlık parasıyla evlendirilen, büyük evlerde gündelikçiliğe başlayan çekingen genç kadın ile eşyalar aracılığıyla kendine yeni bir kimlik kurmaya çalışan şehirli kadın.
Kumru'nun buzdolabına duyduğu hayranlık, başlangıçta yoksunluğun içinden doğan masum bir arzu gibi görünür. Ardından televizyon, mobilyalar ve başka tüketim nesneleri onun düşüncelerini, ilişkilerini ve gündelik ritmini belirlemeye başlar. Çalıştığı evlerde gördüğü hayat, sınıf atlama isteğini beslerken elde ettiği her şey yeni bir eksiklik duygusu yaratır. Yücel, Kumru'nun dönüşümünü küçümsemeden izler; köy ile kent, ihtiyaç ile arzu, sahip olmak ile kendine yabancılaşmak arasındaki gerilimi somut ayrıntılara yerleştirir.
Romanın yalın ve ironik anlatımı, bir insanın eşyaları kullandığını sanırken onların kurduğu dünyada yaşamaya başlamasını çarpıcı hale getirir. Kumru ile Kumru, modernleşmenin bedelini büyük fikirlerden çok bir evin içindeki nesneler, çalışma ilişkileri ve değişen benlik üzerinden tartışan; toplumsal eleştirisini karakterinin kırılganlığıyla derinleştiren bir romandır.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

sıradakim 💫

kahve & kitap saatimdir 🫠

Turk filmi tadinda cok iyi gidiyo 👌

"Bu kız hiçbir şey görmemiş, hiçbir şey bilmiyor, hiçbir şey anlamıyor," diye düşündü. Hem bu zamanda bu denli bilgisiz kalınabilmesini anlamıyordu, hem de hiçbir şey bilmeyen bir kızın bu denli güzel, devinimlerinin bu denli uyumlu, konuşmasının bu denli sevimli olmasını. İnsanlar iki türlüydü de o mu bilmiyordu? Böyle de olsa bunca zamandır bu kentte yaşarken her şeyin dışında kalmaya olanak var mıydı? Hüzünle Kumru'ya dikti gözlerini...
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş