
Şimdi yaşamak, ucuz ekmek kuyruğunda bekleyen birinin saklamaya çalıştığı yüzüdür. Şimdi yaşamak, bebeğini terk eden bir kadının göğüslerinden akan hüzündür.

Gündelik hayat içinde çoğu kişinin görüp geçtiği olaylara ve duygulara dikkatle bakan denemeler Kraliçenin Pireleri'nde bir araya gelir. Karanlık mahalleler, giden kadınlar, kırılgan yüzler, kayıplar ve eski şarkılar; sıradan ayrıntıların altında biriken yorgunluğu görünür kılar. Metinler, kesin cevaplar vermekten çok doğru sorunun insanı nereye götürebileceğini araştırır.
Tarık Tufan'ın yalın ve samimi anlatımı, kişisel kırılmaları gösterişli itiraflara dönüştürmeden aktarır. Acının hangi geçmişten kaldığını bilmemek, hayatın parçalarını bir araya getirememek ve yanlış zamanda ortaya çıkmış gibi hissetmek koleksiyonun tekrar eden ruh hâllerindendir. Başlangıç ile sonun birbirine karıştığı bir hikâyede yanlış karede durma hissi, anlatıcının zamanla kurduğu ilişkiyi de belirler. Sınırların, para birimlerinin ve ölçülerin değişeceği kadar uzun bir uyku isteği, yorgunluğun boyutunu somutlaştırır. Buna karşılık yeniden başlayabilme cesareti, karanlığın içinde küçük fakat ısrarlı bir imkân olarak belirir. Soruların cevapsız kalması, metinleri umutsuzluğa değil, kişinin kendi eksikliğiyle dürüstçe karşılaşmasına yöneltir.
Denemeler bağımsız okunabilir; ortak sesleri onları parçalı bir iç yolculukta buluşturur. Şehir, hatıra ve müzik yalnız arka plan değildir, anlatıcının kendisini ve başkalarını anlamaya çalıştığı temas noktalarıdır. Hızlı çözümler yerine insanın kendi yorgunluğuyla bir süre kalmasına izin veren bu metinler, duygu yoğunluğu yüksek kısa denemeler arayan okura seslenir.
Bookspace topluluğundan 7 gönderi

Şimdi yaşamak, ucuz ekmek kuyruğunda bekleyen birinin saklamaya çalıştığı yüzüdür. Şimdi yaşamak, bebeğini terk eden bir kadının göğüslerinden akan hüzündür.

Sayılabilir her şeyi olağanlaştırıyor insan. Günler, saatler, nabız atışları, doğumlar, ölümler. "Hayret" çocukluk zamanlarında saplanıp kalmış bir ünlemden ibaret şimdi.

Simdi yaşamak, ucuz ekmek kuyruğunda bekleyen bir genç kızın saklamaya çalıştığı yüzüdür.

Altmış ikiden tavşan yapmayı matematik problemi zanneden bir çocuğun çaresizliğine benziyor yaşadıklarım. Elde var olan şeyler sonuca ulaşmaya yetmiyor. Tüm uğraşlarımın beyhude olduğunu fark ettiğimde yeniden başa dönüyorum. Yeni işlemler, karmaşa, bitimsiz bir yolculuk.

Uyumalıyım. Uzunca bir süre. Sınırlarım, para birimlerinin, zaman ölçülerinin değiştiği çağlara dek.

Yeryüzünde kurulmuş ilk cümle bir soru cümlesi midir Bilmiyorum. "Ben kimim?"ler, "Bu insanlar nereye gidiyor?"lar, "Burası neresi?"ler, nedenler ve nasıllar...

Bir sabah uyandığınızda Gregor Samsa'dan daha talihli olmayabilirsiniz. Hayatın küçücük bir ayrıntısında, hiç göze batmayan bir nesneye dönersiniz örneğin. Gitgide artar yabancılaşmanız. Bir banka cüzdanında ya da cebinizdeki kredi kartında uza-yan rakamlardan biri oluverirsiniz mesela. Mevduat hesaplarında büyümeye bırakılmış bereketsiz bir hayatın tam orta-sındaki rakamlardan biri.
“Sayılabilir her şeyi olağanlaştırıyor insan. Günler, saatler, nabız atışları, doğumlar, ölümler. "Hayret" çocukluk zamanlarında saplanıp kalmış bir ünlemden ibaret şimdi.”
“Uyumalıyım. Uzunca bir süre. Sınırlarım, para birimlerinin, zaman ölçülerinin değiştiği çağlara dek.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş