
Her insanın ömrü boyunca ezberinde tutacağı bir yağmuru olmalı.

Tarık Tufan'ın Bir Adam Girdi Şehre Koşarak'ı, şehirde akıp giden hayata bir romancının tuttuğu notlarla yaklaşır. Metin, aşka inananların, yorgun düşenlerin, geride kalanların ve kırılgan ruhların hikâyelerine yönelir. Şehir yalnızca insanların hareket ettiği bir arka plan değildir; onların kayıplarını, umutlarını ve birbirlerine ulaşma çabasını taşıyan canlı bir deneyim alanı haline gelir.
Anlatı, acısı dinmeyen yaraların karşısına iyiliğin ve merhametin tesellisini koyar. Gökyüzünden gelen kutlu sözler, tükenmeden ve ruhu tüketmeden yaşama ihtimalini hatırlatır. İnsanların yaralarına şefkatle dokunma arzusu, masumiyeti ve bilgelik zamanlarından kaldığı düşünülen sırları koruma isteğiyle birleşir. Kalbi arındıracak sözlerin peşine düşmek, şehir hayatının yıpratıcı akışına karşı bir direnç biçimi kazanır.
Tarık Tufan, şehre, hayata ve insanlara bakarken aşkı tek başına bir çözüm olarak sunmaz; iyilik, şefkat ve merhametle birlikte düşünür. Çarpıcı ve kalbe dokunan notlar, farklı insan hallerini ortak bir duygusal zeminde buluşturur. Bir Adam Girdi Şehre Koşarak, kırılganlığın içinden teselli arayan sesleri ve insanın başkasına incitmeden yaklaşma ihtiyacını bir araya getirir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Her insanın ömrü boyunca ezberinde tutacağı bir yağmuru olmalı.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş