
Düşüncelerini kabullenecek olursanız, hiçbir deli, deli değildir.

Bir manastırın eski mezarları açılırken, genç bir kıza ait kafatasından metrelerce uzayan bakır renkli saçların çıkması geçmişte kalmış bir hikâyeyi yeniden uyandırır. Gabriel García Márquez, yıllar önce tanık olduğu bu görüntüden hareketle Aşk ve Öbür Cinler'de bir genç kız ile onun ruhunu kurtarmakla görevlendirilen rahip arasındaki olağandışı bağı anlatır.
Sömürge döneminin dinsel korkuları içinde kızın davranışları hastalık, yabani tabiat ya da şeytani etki olarak yorumlanır. Onu kuşatan yetişkinler açıklayamadıkları şeyi denetim altına almaya çalışırken rahibin görevi giderek kişisel bir yakınlığa dönüşür. Aralarındaki ilişki, inanç ile arzu, merhamet ile kurumun buyruğu arasındaki sınırları zorlar. Aşk, burada güvenli bir sığınaktan çok her iki karakteri de yerleşik hükümlere karşı savunmasız bırakan bir deneyimdir.
Márquez'in büyülü gerçekçi anlatımı, olağanüstü saç imgesini ve cin söylentilerini gündelik hayatın parçasıymış gibi işler. Kısa romanın atmosferi, aklın açıklayamadığı olaylarla kurumların kesin yargıları arasındaki gerilimden doğar. Tarihsel çevre, dinsel baskı ve trajik aşkı birlikte okumak isteyenler için eser, kimin hasta ya da günahkâr sayılacağına karar veren gücü sorgular. Sonucu açığa çıkarmadan ilerleyen hikâye, sevginin korku üzerine kurulmuş bir düzen içinde yaşama alanı bulup bulamayacağını düşündürür.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

Düşüncelerini kabullenecek olursanız, hiçbir deli, deli değildir.

"Ne kadar uzaklardayız!" diye içini çekti. "Neden?" "Kendimizden"

sizin için doğdum, sizin için yaşıyorum, sizin için ölmek zorundayım ve sizin için ölüyorum
“Düşüncelerini kabullenecek olursanız, hiçbir deli, deli değildir.”
“Mutluluğun iyi edemediğini iyileştirecek ilaç yoktur.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş