
Her birinin içinde söylenmemiş o kadar çok söz, o kadar çok düşünce kalmıştı ki!

Cengiz Aytmatov'un Kızıl Elma - Oğulla Görüşme kitabı, aile bağlarını kayıp, hatırlama ve yeniden yakınlaşma üzerinden ele alan iki öyküyü buluşturur. Kızıl Elma'da İsabekov, eşinden ayrılmayı düşünürken kızı Anara'nın masum bakışı aile içindeki kopuşu başka bir açıdan görmesini sağlar. Çocuğun varlığı, yetişkinlerin kesin sandığı kararlar ile hâlâ korunabilecek bağlar arasındaki gerilimi açar.
Oğulla Görüşme'de ise savaşta kaybettiği oğlunun hatırasını taşıyan Çordon'un kapanmayan yarası öne çıkar. Baba ile oğul arasındaki ilişki fiziksel yoklukla sona ermez; anılar, ertelenmiş yüzleşmeler ve unutulma korkusu üzerinden yaşamaya devam eder. Aytmatov iki öyküde de büyük tarihsel ya da toplumsal kırılmaları gündelik aile ilişkilerinin içinde hissettirir.
Kızıl Elma - Oğulla Görüşme, kısa hacmine rağmen iki farklı kayıp biçimini yan yana getirir: biri gerçekleşmek üzere olan ayrılığı, diğeri geri döndürülemeyen ölümü anlatır. Cengiz Aytmatov'un ortak noktası, insanın geçmişle bağını tek bir hatıraya kapatmaması; çocuk, eş ve ebeveyn ilişkilerinde sorumluluğun nasıl yeniden kurulduğunu göstermesidir. Kitabın duygusal ağırlığı, kavuşmanın her zaman aynı biçimde mümkün olmadığını kabul etmesinden doğar.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Her birinin içinde söylenmemiş o kadar çok söz, o kadar çok düşünce kalmıştı ki!

İnsanoğlunun kalbinin öyle bir yapısı vardır ki, onu dondurmak çok kolay, ısıtmak ise çok zordur, hatta bazen de imkansızdır.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş