
Acaba insan öbür dünyaya giderken düşleride onunla gelemezmiydi ? Sonsuza dek göreceği düşleri olurdu o zaman Ama yanıt bulamazdı sorularına acı çekerdi…

Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek, Cengiz Aytmatov'un insanın doğa karşısındaki kırılganlığını yalın ama derin bir anlatıyla işlediği etkileyici bir eserdir. Deniz, av, aile bağı ve büyüme deneyimi etrafında kurulan hikaye, küçük bir yolculuğu yaşamla ölüm arasındaki ahlaki sınava dönüştürür.
Aytmatov, efsane duygusunu gerçekçi ayrıntılarla bir araya getirerek okuru hem bir maceranın hem de kuşaklar arası sorumluluğun içine çeker. Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek, kısa ama yoğun metinleri seven, doğa anlatılarında insan ruhunun izini arayan ve Orta Asya edebiyatının şiirsel sertliğini keşfetmek isteyen okurlara hitap eder. Çocuk bakışıyla sert coğrafya arasındaki denge metne ayrı bir incelik katar.
Bookspace topluluğundan 8 gönderi

Acaba insan öbür dünyaya giderken düşleride onunla gelemezmiydi ? Sonsuza dek göreceği düşleri olurdu o zaman Ama yanıt bulamazdı sorularına acı çekerdi…

“ne büyük bir felaketti gönlün hiç yaşlanmaması."

Ufuksuz denizler, bitimsiz düşlere sürükler insanı bazen. Tıpkı kendisi gibi; uçsuz bucaksız, başlangıcı ve sonu olmayan, birbirine karışarak çoğalan sonsuz düşlere. Ölümse öğrenmenin en kısa yoludur kimi zaman…

Çocuk kalbi çabuk kırılır, kolayca umutsuzluğa düşer ve hiçbir şey avutamaz onu.

Neden böyle oluyordu ? Neden insan sevdiklerine düşlerinde bile kavuşamıyordu ? Kim ayarlıyordu bütün bunları ? Bu düşlerin arkasında kim vardı ? Bunlarla ne söylemek istiyordu ? Amacı neydi ?

Talih vardır güldürür, talih vardır öldürür.

Denizin üstünde bir gece daha sona eriyordu Gökyününde ışıl ışıl parlayan babasının yıldızı ile bir gün daha doğuyordu… Aralık 1976 - Ocak 1977 SON.

“babasına iyice sokulup gözyaşlarını içine akıtırken, o gece, o güne kadar hiç bilmediği bir duygunun, bir evladın babasına ne derece bağlı olduğu duygusunun ne olduğunu anlamıştı. kelimelerle anlatılamazdı bu duygu. babası onun canında, kanında, çarpan yüreğindeydi. babasına benzemekten övünç duymuş, onu taklit etmiş, onun gibi olmayı hayal etmişti her zaman. ama şimdi anlıyordu ki babası kendisiydi, kendisinin bir başlangıcı, kendisi de onun bir devamıydı."