
Sana senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum: "Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!"

Yedi sekiz yaşlarındaki bir çocuk, çevresindeki yetişkinlerin sert dünyasını anlamaya çalışırken saflığını ve hayal gücünü korur. Onun için çocukluk, insanlarla, doğayla, dille ve kültürle ilk bağların kurulduğu belirleyici bir dönemdir. Yaşadığı ortamın acı gerçekleri karşısında sığındığı anlatılar, dünyayı başka türlü düşünebilmesini sağlar. Masallar anlatan dedesi geçmişi temsil eder; çocuk ise geleceğe, değişme ihtimaline ve henüz bozulmamış değerlere bağlanır. Aralarındaki ilişki, kuşakların aynı olaylara farklı anlamlar vermesinden doğan dramatik bir gerilim taşır.
Cengiz Aytmatov, Beyaz Gemi'de destan, efsane ve masal gibi sözlü kültür biçimlerini romanın gerçekçi çizgisiyle bir araya getirir. Çocuğun efsanevi ve destansı mücadele duygusu, yetişkinlerin davranışlarıyla karşılaştıkça hayal ile çıplak gerçek arasındaki mesafe büyür. Dedenin hikâyeleri geçmişin hafızasını taşırken çocuk bu mirası kendi umutlarıyla yeniden yorumlar. Roman, çocuk kahramanı pasif bir gözlemciye dönüştürmeden onun duygu ve düşüncelerini anlatının merkezinde tutar. Beyaz Gemi, masumiyet ile yozlaşma, kültürel bellek ile gündelik şiddet arasındaki çatışmayı çocuğun bakışından kuran; doğa, efsane ve insan karakterini yoğun bir dramatik yapıda buluşturan bir Aytmatov klasiğidir.
Bookspace topluluğundan 7 gönderi

Sana senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum: "Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!"
Uzaklarda bir gemi vardı. Beyaz bir gemiydi. Beyaz saflığı , gemi ise umudu temsil ediyordu.

Eğer yıldızlar insan olsa, gökyüzü onlara dar gelir sığamazlardı.

Tuhaf yaratıklardı şu insanlar! Yerlerinde durmuyor, gürültü patırtı ile âlemi ayağa kaldırıyorlardı.

ölmeden bi tur bakın

İnsanlar niçin böyle yaşıyorlardı? Niçin bazıları iyi bazıları kötüydü? Niye bazıları mutlu, bazıları mutsuz? Niye bazılarından herkes korkar da bazılarından kimse korkmaz?”
-Ne var ,çişini mi yapacaksın? -Evet ,dedi çocuk. -Dur kalkma , bir leğen getireyim. Ve leğeni getirdi. Çocuk arkasını dönüp çişini yaptı.İdrarının sapsarı ve çok sıcak oluşuna pek şaştı.
“Balık olacağım ben, duyuyor musun dede, balık olacağım ve yüzüp gideceğim buralardan. Kulubeg gelirse ona benim balık olduğumu söyle.”
“İnsanın mutlu olması ve bu mutluluğu başkalarınada vermesi bazen ne kadar kolay oluyor. Hep böyle, evet tam o anda olduğu gibi yaşamalıydı insan. Ama gerçek hayat bu değildi.”
“insandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır.”
“Sana senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum: "Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş