
İnsanlar zor anlarında bağımlılıklar geliştirebilir ve bunun adına aşk diyebilirdi.

Başkalarının beklentilerine göre kurulmuş bir hayat sürdüğünü fark eden adam, kendi yaşamını “fason” diye tanımlar. Doğum gününde bastıramadığı hayal kırıklığı, uzun süredir görmezden geldiği hataları, pişmanlığı ve kederi yüzeye çıkarır. Tarık Tufan, Kaybolan'da kim olduğunu ve kimin için yaşadığını artık ayırt edemeyen bu kişiyi İstanbul sokaklarında geçmişinin izlerine yöneltir.
Adamın çevresindeki iki kadın da arayışın ve kırılmanın farklı yönlerini taşır. İlk aşk, saklı hüzünler ve eski hatıralar bugünkü seçimlere karıştıkça kendini bulmanın yalnız içe dönük bir düşünce olmadığı anlaşılır. Çok önce kaybedilen kişileri veya duyguları yeniden aramak gerekir. Üç kişi kaybolma döngüsünden çıkmaya çalışırken attıkları her adımın bedeli giderek ağırlaşır.
Roman, kimliği değişmez ve kolayca erişilen bir öz gibi sunmaz. İnsan bazen kendi istekleriyle başkalarının kendisine biçtiği yaşam arasındaki farkı ancak büyük bir kırılmayla görebilir. Yaralı dünyalar ve kırık hayatlar, İstanbul'un hareketli yüzünün altında birbirine dokunur. Anlatı ilk aşkı romantik bir sığınak olarak kullanmak yerine onun geçmişle hesaplaşmadaki rolünü araştırır. Çıkış arayışı, kaybolmanın bitmesi kadar, bulunan gerçeğin sorumluluğunu üstlenebilme cesaretine bağlıdır.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

İnsanlar zor anlarında bağımlılıklar geliştirebilir ve bunun adına aşk diyebilirdi.

“Anlatmak yaşamaktan üç kat daha yorucu...” Kaybolan | Tarık Tufan

Galiba bu dünyada kabullenmekte zorluk çektiğim en yalın ve sert gerçeklik bu: “ Güzellikler çabuk biter...”

“İnsanın kendisiyle mesafesi, dünyanın geri kalanıyla arasındaki mesafeden daha büyükmüş.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş