
Nüfus mübadelesinin ayırdığı hayatları merkezine alan Hasret, Canan Tan’ın Keskin’de başlayan bir aşkı tarihî kırılma içinde anlattığı romandır. Varlıklı bir Türk ailesinden gelen Tacettin, Rum meyhane sahibesi Omorfia’nın kızı Patricia’ya âşık olur. Tacettin’in Rum Aris ve Ermeni Artin’le dostluğu, kasabada din ve kimlik sınırlarının gündelik ilişkilerden daha geçirgen olduğu bir hayatı gösterir. Ailenin ilişkiye karşı çıkması ve Patricia’nın hamileliği kişisel çatışmayı büyütürken Kurtuluş Savaşı sonrasında imzalanan mübadele sözleşmesi bütün karakterlerin kaderini değiştirir.
Patricia, annesi ve küçük oğlu Ali’nin Yunanistan’a gönderilmesiyle anlatı Keskin ile Selanik arasında iki ayrı özlem hattı kurar. Bu tarihsel çerçeve, büyük kararların sınırlar ve nüfuslarla birlikte aile bağlarını, çocukların kimliğini ve insanların birbirine ulaşma imkânını nasıl dönüştürdüğünü izler. Gerçek bir yaşam hikâyesinden hareket eden kurgu, aşkı din ya da millet farkını ortadan kaldıran kolay bir çözüm gibi sunmaz; tam tersine, siyasal koşulların özel hayat üzerindeki kalıcı gücünü gösterir. Romanın duygusal ağırlığı, ayrılığı tek bir an olmaktan çıkarıp kuşaklara yayılan bir bellek biçimi olarak işlemesinden gelir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Ölüm mü ayrılık mı deseler şüphesiz ölümü seçerdi. Ama ona soran olmadıki.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş