
En son yürekler ölür; çünkü onlar, en çok sevmiş olanlardır. Ölmek için bile sevdanın tükenmesini beklerler.

Nehir ile Deniz'in karşılaşması, birbirlerine yönelttikleri öfke ve savunmaların arasından beklenmedik bir yakınlık doğurur. İki insanın birbirini en gösterişsiz anlarında görmesiyle gelişen ilişki, kalıcı olduğuna inanılan bir mutluluğa dönüşür. Canan Tan, En Son Yürekler Ölür'de bu aşkı güvenli bir sona ulaştırmak yerine, uğursuz bir kazayla yaşam ve ölüm arasındaki keskin sınava taşır.
Kazadan sonra kişisel yas ile organ naklinin somut gerçekliği aynı hikâyede buluşur. Bir bedenin kaybı, başka bir hayatın devam etme ihtimaliyle yan yana gelirken sevginin yalnızca hatıralarda mı kaldığı, yoksa beklenmedik biçimlerde sürüp sürmediği sorusu öne çıkar. Nehir ve Deniz'in birbirlerine söyledikleri, felaket sonrasında farklı bir ağırlık kazanır.
Duygusal gerilim, tıbbi ve etik bir meseleyle genişler. Organ bağışı, olayları ilerleten bir ayrıntı değil; ölüm, devamlılık ve bağlılık üzerine düşünmenin merkezidir. Tan, kaybın yarattığı boşluğu romantik bir teselliye indirgemeden, geride kalanların kararlarını ve iyileşme çabasını izler. Aşk anlatısı yaşamın kırılganlığına, yasın dönüştürücü etkisine ve bir başkasına uzanan son yardımın anlamına yoğunlaşır.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

En son yürekler ölür; çünkü onlar, en çok sevmiş olanlardır. Ölmek için bile sevdanın tükenmesini beklerler.

Seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın,bende seni sevdikten sonra kendime bir daha rastlayamadım.

Seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın, bende seni sevdikten sonra kendime bir daha hiç rastlayamadım.

Uzağa değil kçşedeki pastaneye kadar gidecekti. Evde hüzünlerini kaplayacak çikolatası kalmamıştı..🌺🌺🌺
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş