
SELAM GENCLER BURAYA KADAR GELDİK TANİYANLAR BULSUN

Canan Tan’ın Piraye romanı, İstanbul’da özgürlükçü ve halktan yana değerlerle yetişmiş genç bir kadının Diyarbakır’daki köklü bir aile düzenine gelin olarak girmesini anlatır. Piraye’nin karşı çıktığı şey şehir ya da Anadolu değildir; ağalık ve beylik ilişkilerinin bireyin hayatını belirlemesidir. Kendi kararlarını vermeye alışmışken bir konağın gelenekleri, beklentileri ve görünmez sınırlarıyla karşılaşır. Bu yeni çevre, ona hem yakınlık hem de yabancılık duygusu yaşatır. Romanın temel gerilimi, Piraye’nin sevgi ve aidiyet arzusuyla kişisel özgürlüğünü koruma çabası arasında kurulur. Deneyimsizliği, güçlü iradesi ve devrimci ruhu, aldığı kararların sonuçlarını daha da keskinleştirir. İstanbul ile Diyarbakır arasındaki mesafe yalnız coğrafi değildir; aile, evlilik, kadınlık ve toplumsal statü üzerine iki farklı dünyanın çatışmasını temsil eder. Canan Tan, karakterini idealize etmek yerine onun kararsızlıklarını ve uyum sancılarını da izler. Piraye, bir kadının kendine yabancılaşmadan başka bir hayatın içine yerleşip yerleşemeyeceğini soran, duygusal ve toplumsal çatışmaları birlikte taşıyan bir romandır. Konağın görkemli yüzü ile içerideki baskı arasındaki fark, Piraye’nin kendi sesini koruma mücadelesini daha da keskinleştirir.
Bookspace topluluğundan 5 gönderi

SELAM GENCLER BURAYA KADAR GELDİK TANİYANLAR BULSUN

"Kör bir kuyunun dibine vardıktan sonra, yitirilecek hiç bir şeyin kalmadığı bilinci, umulmadık bir güç veriyor insana."

"Seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın . Ben de seni sevdikten sonra kendime hiç rastlamadım."

son derece efsane bı kitap

Seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın, bende seni sevdikten sonra kendime bir daha hiç rastlayamadım.
“İnanmıyorum yazgıya falan… Onu yaratan da, şekillendiren de bizleriz. Benim yazgım kendi çizeceğim yoldur!”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş