
Cehennem , gelecekte degil tam aramızda . . .

Marco Polo'nun yolculuklarında gördüğünü söylediği kentleri Kubilay Han'a anlatması, Görünmez Kentler'in parçalı yapısını bir arada tutar. Her biri bir kadın adı taşıyan bu düşsel şehirler; bellek, arzu, işaretler, ölüler ve gökyüzü gibi farklı başlıklar altında belirir. Polo'nun betimlemeleri coğrafi bir rehber sunmaktan çok insanların kentleri nasıl hatırladığına ve hayal ettiğine odaklanır. Bir kentte aranan özellik, başka bir kentte tersine dönerek okurun yerleşim, düzen ve mutluluk hakkındaki beklentilerini sınar.
Kubilay Han, geniş imparatorluğunu bu anlatılar aracılığıyla kavramaya çalışırken şehirlerin gerçekten var olup olmadığını da sorgular. Marco Polo ile Han arasındaki söyleşiler, gözlem ile kurgu arasındaki sınırı sürekli değiştirir. Aynı köprü, sokak ya da meydan farklı bir anlatıda umut, korku veya kayıp anlamı kazanabilir. Italo Calvino bu yolla modern kentin kalabalığını, tekrarını ve yaşanmaz hâle gelme ihtimalini masalsı bir dille inceler. Söyleşilerin düzeni, imparatorluk haritasını fiziksel sınırlar kadar düşünsel ihtimaller üzerinden de yeniden okumaya açar.
Kitap geleneksel bir roman olayından çok kısa kent tasvirlerinin birbirine yansımasıyla ilerler. Okur, verilen güzergâhı izlemek yerine bölümler arasında kendi bağlantılarını kurmaya davet edilir. Ortaya çıkan şiirsel anlatı, yaşadığımız şehirlerin taş ve yapılardan ibaret olmadığını; hafıza, ilişki ve beklentilerle her gün yeniden biçimlendiğini gösterir.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

Cehennem , gelecekte degil tam aramızda . . .

Bütün bu yolculuklar gelecegi yeniden bulmak icin mi ?

Kentler, düşlerle kurulur; hatırladıklarımızla ayakta kalır.
“Cehennem, yaşayanların değil; bizim yarattığımızdır.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş