
"Acına isyan etme, onu içine çek. Bu acı da bir mirastır."

Kudüs'ten koparılan yedi kollu şamdan Menora, imparatorlukların ve istilaların peş peşe değiştirdiği uzun bir sürgün yolculuğuna çıkar. Stefan Zweig'in Gömülü Şamdan öyküsünde kutsal emanet Babil'den yeniden Kudüs'e, oradan Titus'un ordusuyla Roma'ya, Vandalların elinde Kartaca'ya ve sonunda Konstantinopolis'e taşınır. Her yer değişikliği, nesnenin tarihini onu korumaya çalışan halkın dağılma deneyimiyle birleştirir. Yaşlı Benyamin Marnefes, hayatı boyunca beklediği haber geldiğinde Menora'yı ait olduğu topraklara döndürmek için Bizans'a doğru yola koyulur.
Benyamin'in amacı maddi değeri yüksek bir hazineyi ele geçirmek değildir; ortak hafızanın simgesini sürgünden kurtarmaktır. Yolculuğun önündeki siyasal güçler ve zamanın yıpratıcılığı, inancın tek başına dünyayı değiştirip değiştiremeyeceği sorusunu canlı tutar. Zweig, tarihsel olayları sade ve simgesel bir anlatımla işlerken Menora'nın kaderini Yahudi diasporasının yüzyıllara yayılan yerinden edilme deneyimiyle paralel kurar. Gömülü Şamdan, kutsal bir nesnenin izini süren tarih öyküsünü umut, aidiyet ve kültürel hafızanın korunması üzerine yoğun bir anlatıya dönüştürür. Benyamin'in kararlılığı, geçmişi koruma isteğini kişisel bir görev hâline getirir. Bu sorumluluk ağırdır.
Bookspace topluluğundan 19 gönderi

"Acına isyan etme, onu içine çek. Bu acı da bir mirastır."

Bu dünyada adaletin haklıdan değil, güçlüden yana olduğunu daha sonra anlayacaksın.

"Beklemek de bir mücadeledir."

Sessizliğin karanlığında dahi kalbin alfabesini okumayı bilirdi.

Benim yüreğim bitiktir.

Sevdiğimiz ve saydığımız ne varsa mazi oldu.

İnsanın sahip olduğu her şey sadece emanettir.

Yaralanan bedenindi yalnızca, yaşamın değil.

Duyular için alev neyse ruh için kitap odur.

"Bekle ve sabret: Tanrı sana bir gün kendi yüreğinin içinden yanıt verir belki."

Belki her birimiz bir günahın bedelini ödüyoruzdur.

"İnsan bazen yalnızca kaybettiklerinin ağırlığıyla yaşar."

Katı insan yüreği mantık önünde ne zaman itaatle eğilmiştir ki?

Bu bozuk dünyada tek sığınak, huzur ve avuntu duaydı. Çünkü dua olağanüstüydü.

"Bilmiyorum, bilmek de, düşünmek de istemiyorum."

Seni sabahın ilk ışıklarından beri arıyorum.

verdiğim emek büyük değildi, ama yalnızca senin içindi.
Ama artık çok geçti..

çocuk okuma yazma bilmiyordu henüz, ama şunu öğrenmişti. Yeryüzündeki her şeyden ve herkesten korkmak gerekirdi!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş