Latife Tekin’in Gece Dersleri romanı, politik bir örgütün içinde kendi bireysel varlığını bulmaya çalışan Gülfidan’ın giderek içe dönen hikâyesini anlatır. Devrimci çevrenin ortak dili ve yüce amaçları, genç kadına bir aidiyet sunarken aynı zamanda onun kişisel sesini bastırır. Gülfidan, sınıfına ve geçmişine karşı duyduğu suçlulukla kendisini sürekli yargılar; bağışlanma arzusunu örgütün beklentileriyle karıştırır. Roman ilerledikçe dış olayların düzenli anlatımından çok, parçalanmış hafıza, sayıklama ve iç konuşma öne çıkar. Devrim, yoksulluk, yeraltı hayatı ve kadınlık, kahramanın bedeninde ve dilinde açılan gedikler üzerinden görünür olur. Gülfidan devrimci çevrenin ruhunda bıraktığı yaradan kurtulmaya çabaladıkça daha derine savrulur. Tekin, siyasi bağlılığı basit bir inanç ya da ihanet karşıtlığına indirgemez; topluluk içinde benliğini korumanın zorluğunu araştırır. “Ah hayatım, hiç benim olmadın” duygusu, kişisel hayatını gelecekteki büyük amaçlara ertelemenin bedelini özetler. Gece Dersleri, politik mücadelenin insan ruhunda yarattığı parçalanmayı, kadın deneyimini ve suçluluk duygusunu deneysel bir teknikle işleyen; ortak idealler ile bireysel özgürlük arasındaki gerilimi sarsıcı bir dille sorgulayan bir romandır.