
Göz göze geliyoruz. Birdenbire anlıyorum. Gözlerini ve ona bakmayı seveceğim. İçe doğuş, sancısız bir öngörü bu. Yağmurun yağması, rüzgârın esmesi gibi doğal.

Mehmet Eroğlu'nun Düş Kırgınları romanı, 1998 ve 2003 yıllarında Karaburun'da yaşanan iki ayrı yazı uzun ve yaralayıcı hatıralarla birbirine bağlar. Anlatının merkezindeki Kuzey Erkil, ölüm ihtimalini içkiyle ve son sözünü önceden düşünerek karşılayan bir adamdır. Onun belleğinde geçmiş, geride bırakılmış bir dönem değil, bugünkü seçimlerini ve ilişkilerini sürekli biçimlendiren suç ortaklığıyla yüklü bir alandır. Hatırlamak, yaşananları açıklamak kadar yeni yaralar açan bir eyleme dönüşür.
Kuzey'in çevresinde mutluluktan daha görkemli bir şey arayan Şafak ile sevdiğine değil kendisini en çok sevecek kişiye yönelen Çiğdem bulunur. Bu üç kişinin kararları, aşkın yakınlık kadar kaçış ve kendini cezalandırma biçimine de dönüşebildiğini gösterir. “Suçsuz bellek” fikrinin imkânsızlığı, her karakterin hatırladıklarıyla kurduğu ilişkiyi belirler.
Romanın tarihsel arka planında 1974 affıyla ülkeye dönmüş ve partisinden atılmış eski bir devrimci vardır. Hiç beklemediği anda aşka tutulması, geçmişten kopabilenlerle bunu başaramayanlar arasındaki ayrımı keskinleştirir. Anlatı, değişen zamanı büyük olaylardan çok insanın içindeki gecikmeler, pişmanlıklar ve yalnızlık üzerinden resmeder; sevme girişimini belleğin ağır yüküyle sınar ve unutmanın gerçekten mümkün olup olmadığını sorar.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Göz göze geliyoruz. Birdenbire anlıyorum. Gözlerini ve ona bakmayı seveceğim. İçe doğuş, sancısız bir öngörü bu. Yağmurun yağması, rüzgârın esmesi gibi doğal.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş