
Milliyetçi Cephe yıllarından 12 Eylül darbesine uzanan karanlık dönem, Yarım Kalan Yürüyüş'te devrimci eylemcilerin savaşları, aşkları ve yaraları üzerinden açılır. Korkut, Sedat'ı arar; bir savcı sorular sorar, farklı kişiler geçmişi kendi anlatılarıyla yeniden kurar. Ferzan büyürken uzak bir liman, İzmir'deki yetimhane ve darbe günleri aynı hafıza zincirinde birbirine bağlanır. Bıçak yarası, mırıltılar ve itiraflar, saklı bir sırdan çok ortak acının izlerini taşır.
Mehmet Eroğlu'nun kahramanları ağır yaralı, hüzünlü, öfkeli ve ölmeye hazırdır; yine de romantik kurtuluş fikrinden bütünüyle vazgeçmezler. Herkes çektiği acının kölesi olurken unutmak ile anlamlandırmak arasında sıkışır. Mücadele, insanın hayatını biyolojik bir zorunluluktan çıkaracak anlamı arama isteğiyle birleşir.
Roman, yirminci yüzyılın kurtarıcılara ve şövalyelere duyduğu ihtiyacı sorgular. Kahramanlık arzusu ile bireysel kırılganlık, siyasal bağlılık ile kişisel sevgi aynı yoğunlukta işlenir. Yarım kalan yürüyüş, tamamlanmamış bir eylem kadar geçmişten kurtulma çabasının da güçlü ve kalıcı simgesidir; hayatın başka türlü aktığı koyu bir dünyada hâlâ kurtarılabilecek bir şey bulunup bulunmadığını araştırır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş