
Yaşarken elde edeceği şeyin bütünlük değil, sadece anların büyüsü olduğunu da sanırım yine on yaşındayken kabullenmişti.

Barış Bıçakçı'nın Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme kitabı, on dört öyküde gündelik hayatın görünüşte küçük anlarına yerleşen kayıp, yalnızlık ve anlaşılma arzusunu izler. Okuma grubuna ölmüş annesini yatıştırma düşüncesiyle katılan bir kadın, resim yaparak bütünlük arayan insanlar, aile içindeki sessizlikler ve belleğe takılıp kalan eşyalar farklı anlatıların merkezine geçer. Öyküler ortak bir olay örgüsüne bağlanmaz; aynı duygusal iklimde birbirini yankılayan karşılaşmalar ve ayrılıklar kurar.
Bıçakçı, büyük açıklamalar yerine bir bakışa, ayakkabıya, yarım kalmış konuşmaya ya da tekrarlanan alışkanlığa odaklanır. Bu ayrıntılar, karakterlerin kendileriyle ve yakınlarıyla kurdukları kırılgan ilişkiyi görünür kılar. Kitaba adını veren gülümseme de neşenin doğrudan işareti olmaktan çok, yüze yerleşmiş ve altında başka duygular saklayan bir iz gibi çalışır. Anlatının yalınlığı, hüznü tek renge indirgemez; ince mizah, şaşkınlık ve şefkat metin boyunca birbirine karışır.
Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme, olaydan çok ruh hâli ve anlatım ayrıntısı arayan okura seslenen çağdaş bir öykü kitabıdır. Kısa anlatılar, insanın geçmişi onarmaya çalışırken bugünü nasıl yeniden kurduğunu gösterir ve kesin bir hüküm yerine okurun zihninde süren bir duyguyla kapanır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Yaşarken elde edeceği şeyin bütünlük değil, sadece anların büyüsü olduğunu da sanırım yine on yaşındayken kabullenmişti.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş