Birlikte yaşamanın yerleşik ritmini duygusal bir çıkmaza açan Bizim Büyük Çaresizliğimiz'de Barış Bıçakçı, çocukluktan beri yakın arkadaş olan Ender ile Çetin'in Ankara'daki evine odaklanır. İki arkadaşın gündelik hayatı yemekler, sohbetler, eski anılar ve birbirlerinin alışkanlıklarını tamamlama becerisi üzerine kuruludur. Yakın arkadaşlarının ailesini kaybetmesinin ardından genç Nihal'in bir süre onların yanında kalması, bu dengeli görünen düzeni değiştirir. Ender ile Çetin'in aynı kadına âşık olması basit bir rekabetin ötesinde, yıllardır birbirlerine anlattıkları dostluk hikâyesini, yaşlanma duygularını ve kendileri hakkında kurdukları rahat açıklamaları da sınar. Gerilim büyük olaylardan çok bakışlar, susuşlar ve ev içindeki küçük düzenlemelerle büyür.
Bıçakçı anlatıyı Ender'in Çetin'e yönelen sesiyle kurarak dostluğu hem içten hem de kendini savunan bir anlatı hâline getirir. Sevgi, kıskançlık ve bakım birbirinden kolayca ayrılmaz; anlatıcının mizahı da yaşanan güçlüğü hafifletirken onun üzerini örtmez. Ankara'nın sokakları, mevsimleri ve evin ortak sofrası, karakterlerin geçmişle bugün arasında kurduğu sürekliliği taşır. Nihal iki erkeğin duygularını harekete geçiren bir işlevden fazlasıdır; onun kaybı ve kendi hayatını kurma ihtiyacı, arkadaşların merkezinde olduklarını sandıkları düzeni dışarıdan sınırlar. Eserin etkisi, aşk üçgenini çözmekten çok, güçlü bir dostluğun içinde bile söylenmeden bırakılan ihtiyaçları ve büyümenin ertelenmiş bedelini açığa çıkarmasından gelir.