
“Kendi içini göremeyen, orada ne rezil şeyler olduğunu bilmeyen, kendi içinden çıkamaz.”

Barış Bıçakçı’nın Baharda Yine Geliriz kitabı, şehir hayatından kısa insan manzaralarını bir “şehir rehberi” fikri çevresinde bir araya getirir. Geniş karakter kadrosu, gündelik karşılaşmaların, küçük kırgınlıkların ve beklenmedik yakınlıkların Ankara’ya benzeyen bir kent dokusunda birbirine değmesini sağlar. Metinler büyük olaylardan çok bir cümlede, bir bakışta ya da ertelenmiş bir istekte beliren duygusal hareketlere odaklanır; kitabın rehberliği sokakları tarif etmekten çok o sokaklarda yaşayanların iç ritmini izler. Ayrı yaşamlar arasında kurulan küçük yankılar, şehrin tesadüflerle örülmüş ortak bir hafıza gibi hissedilmesini sağlar. Kısa anlatıların kesintili düzeni, kentte yan yana yaşayıp birbirini tam olarak tanımayan insanların mesafesine biçimsel bir karşılık verir.
Bıçakçı’nın yalın ve şiirsel anlatımı, sıradan görünen anların içinde yalnızlık, dayanışma, kayıp ve yeniden başlama ihtimalini duyurur. Kısa parçalar birbirinden bağımsız kalabilse de tekrar eden şehir duygusu onları ortak bir mevsim beklentisinde buluşturur. Mizah, karakterlerin kırılganlığını küçültmek yerine gündelik sıkışmışlığın içindeki yaşama direncini korur. Bahar burada kesin bir kurtuluş değil, hayatın ağırlığına rağmen geri dönebilen küçük umutların simgesidir. Kitabın kalıcılığı, kent insanını büyük hükümlere sıkıştırmadan, kırılgan ve zaman zaman gülümseten ayrıntılarla görünür hale getirmesinde belirginleşir.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

“Kendi içini göremeyen, orada ne rezil şeyler olduğunu bilmeyen, kendi içinden çıkamaz.”

insanın geçmişi peşinden uysal bir köpek gibi gelse, tamam! ama bizi insanların zamanla tedirgin bir kediye dönüşme olasılığı da var.sırtı kabarık durmadan arkasına bakan bir kedi..
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş