
başlıyorum...

Avusturyalı bir subayın kızı Clarissa, Luzern'de genç Fransız sosyalist Leonard ile tanışır ve ona âşık olur. İki gencin yakınlığı, Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla ulusal sınırların ve siyasal düşmanlığın baskısı altında kalır. Leonard Fransa'da, Clarissa ise hamile olarak Avusturya'ya dönmek zorundadır. Genç kadın, parçalanan Avrupa'nın ortasında düşman sayılan bir adamın çocuğunu doğurup büyütmeye karar verir. Bu seçim, aileye ve vatana karşı yükümlülüklerle kişisel vicdan arasında ağır bir gerilim yaratır.
Stefan Zweig, Clarissa'da büyük tarihsel yıkımı tek bir insanın duygusal ve ahlaki sınavı üzerinden anlatır. Savaş, cephedeki çatışmanın ötesine geçerek sevgilileri ayıran, anneliğin anlamını değiştiren ve gündelik kararları politik hâle getiren bir güç olur. Clarissa'nın yalnızlığı, doğacak çocuğu koruma iradesiyle birlikte derinleşir; Leonard'a duyduğu sevgi ise milliyetçi ayrımların insan hayatını nasıl kuşattığını gösterir. Tamamlanmamış geç dönem romanı, melodramın gerilimini ölçülü bir psikolojik portreyle birleştirir. Clarissa, Zweig'ın hümanist ideallerini savaşın yarattığı bölünme karşısında sınayan; bireysel sadakat, annelik ve vicdan temalarını merkezine alan dokunaklı bir anlatıdır.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

başlıyorum...

nihayet ... okuma saatime baslayabilirim...

"Şimdi... Artık her şeyi biliyorsunuz... Ve... Ve artık kendi yolunuzu kendiniz çizeceksiniz... Size hiçbir şey söyleyemem, hiçbir tavsiye veremem... İnsan kendi doğrusunu bile bilemez... Bu durumda işte... Bu durumda söylenecek bir şey yoktur... Kalan her şeyi insanın kendisinin bilmesi gerekir... Herkes kendisi bilmelidir."

“Artık insanları daha çok bana iyi gelip gelmedikleriyle değerlendiriyorum. Onlarla birlikte olduğumda kendimi daha iyi hissedip hissetmediğimi soruyorum kendime.”
“İnsan birlikte bu kadar güzel vakit geçirmişse;veda anında,bir iki çift güzel söz söylemelidir. Yetişkin insanların özgürce konuşamamaları ne garip.”
“.... "Önemli olan ne ve niçin verdiğimiz değil, bilakis bize kalan ve nasıl kaldığımızdır"...”
“Milyonlarca lüleli peruk da taksan, arşınlarca yüksekteki kaideye de çıksan, neysen osundur.”
“Yalnızca sürekli kurduğu bağlantılar ve hiç değişmeyen kavgalarla tutunabiliyordu; vasat yetenekler için yüksek makamlar tehlikelidir, kişi kendini aşmak zorunda kalırsa, kişiliği bozulur. ..”
“İnsanlar her zaman kendilerine en yabancı olan şeye hayran olurlar.”
“İzin verilince fazla konuşması insanın zayıflığıdır.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş