
Bir gürgen dalının sesi, insan dünyasına alışılmadık bir bakış açısı kazandırır. Hasan Ali Toptaş, çocuk aklının merakını ve hikmetini ağacın bilincine aktararak doğayla insan arasındaki sınırı inceltir. Dal, çevresindeki hayatı izlerken yemyeşil umutları, hor görülen ufukları, kaybedilen zamanı ve durmadan işleyen zulüm çarklarını fark eder. Buna rağmen anlatının merkezindeki inanç sönmez; kırılganlık, teslim olmakla aynı anlamı taşımaz.
Kendisine bakanların onu masaldan çıkmış tuhaf bir kuşa benzetmesi, dalın hareketini hayal ile gerçek arasında tutar. Henüz yaratılmamış başka bir masala uçmayı beklemesi, geleceğin anlatısına duyulan umudu canlı kılar. Dalın bekleyişi, değişim ihtimalini diri tutar. Ben Bir Gürgen Dalıyım, insan davranışlarını doğanın sessiz tanıklığı üzerinden değerlendirirken okura kendi alışkanlıklarını dışarıdan görme imkânı verir. Ağacın gözü, büyüklük ve güç iddialarını küçültür; yaşamın sürekliliğini ve zarar karşısındaki savunmasızlığını aynı anda gösterir. Şiirsel anlatım, masal duygusuyla toplumsal eleştiriyi birleştirir. Eser, baskının ve kaybın ortasında umudu korumanın ne anlama geldiğini bir gürgen dalının özgün sesiyle anlatan güçlü bir alegoridir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş