
"Bahtsızlık, insanı alıngan, acı cekmekte acımasız yapar ."

Macar sınırındaki bir köye tayin edilen Teğmen Hofmiller, Kekesfalva ailesinin evine davet edildiğinde felçli Edith ile tanışır. Genç kızın durumunu fark etmeden yaptığı bir gaf, onu utanç içinde evden kaçmaya sürükler. Stefan Zweig'ın Acımak romanında Hofmiller, gönderdiği özür çiçekleriyle hatasını telafi etmeye çalışır; fakat aileyi ziyaretleri kısa sürede düzenli bir alışkanlığa dönüşür. Başlangıçta nezaket ve vicdan gibi görünen davranışları, Edith'in beklentileriyle kendi korkuları arasında giderek ağırlaşan bir bağ kurar.
Hofmiller'in temel sorunu, karşısındaki insanın acısını gerçekten paylaşmak ile bu acının yarattığı rahatsızlıktan kurtulmak istemeyi birbirinden ayıramamasıdır. Her yeni iyilik girişimi önceki sözlerin ve yanlış anlaşılmaların yükünü artırır. Zweig, merhametin sorumluluk üstlenmeden gösterildiğinde nasıl yıkıcı bir kaçış biçimine dönüşebileceğini psikolojik ayrıntılarla inceler. Acımak, iyi niyetin tek başına doğru davranışı garanti etmediğini; utanma, suçluluk ve toplumsal baskının insanı istemediği kararların içine çekebileceğini anlatan yoğun bir romandır. Okur, Hofmiller'in vicdanıyla yüzleşirken yardım etmenin sınırlarını ve dürüstlüğün merhamet kadar gerekli olup olmadığını düşünür. Romanın dar sosyal çevresi, her jestin başkaları tarafından yorumlanmasıyla vicdan baskısını daha da yoğunlaştırır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

"Bahtsızlık, insanı alıngan, acı cekmekte acımasız yapar ."
“... uyumak ve artık bir şey hissetmemek için kendimi yatağa atarım. Fakat düşünceler uyumaz ki !”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş