
Hayat beni biraz reybî yaptı. Çok faal ve işgüzar görünen insanlardan daima bir parça şüphe ediyorum…

Reşat Nuri Güntekin’in Acımak romanı, insanları yalnızca görünen davranışlarıyla yargılamanın ne kadar yanıltıcı olabileceğini Zehra Öğretmen ile babası Mürşit’in hayatları üzerinden anlatır. Zehra çalışkan ve başarılıdır; ancak zayıflık gösterenlere karşı sert, bağışlamaya mesafeli bir tutum taşır. Bu katılığın arkasında, babasına ve geçmişine dair kesin hükümleri vardır.
Eser, Zehra ile Mürşit’in farklı bakış açılarını yan yana getirerek aynı hayatın bambaşka biçimlerde okunabileceğini gösterir. Bir insanın dışarıdan görünen seçimleri ile içinde taşıdığı kırılmalar arasındaki mesafe açıldıkça, Zehra’nın doğrularından emin dünyası da sarsılmaya başlar. Romanın dramatik gücü büyük olaylardan çok, saklı kalmış bir yaşamın anlaşılmasıyla değişen yargılardan doğar.
1928’de yayımlanan Acımak, Reşat Nuri Güntekin’in sade anlatımıyla merhamet, aile, suçlama ve geç kalmış anlayış üzerine düşünür. Okuru kolay bir bağışlama dersine yöneltmek yerine, bir başkasının hikâyesini bilmeden verilen hükümlerin bedelini gösterir. Kısa ve yoğun yapısı, Zehra’nın içsel dönüşümünü izlemek ve acımanın güçsüzlük mü yoksa daha derin bir insanlık bilgisi mi olduğunu sorgulamak isteyenler için etkili bir okuma sunar.
Bookspace topluluğundan 13 gönderi

Hayat beni biraz reybî yaptı. Çok faal ve işgüzar görünen insanlardan daima bir parça şüphe ediyorum…

Çok temiz, çok iyi insanları çekememek halkın dünya kadar eski bir âdetidir...

SON Zehra birkaç gün sonra Anadoludaki mektebine döndü. Muallimin artık bir eksiği kalmamıştı. Zehra acımayı öğrenmişti.

Bir köşede kendimi unutturmaktan, başımı dinlemekten başka bir şey istemiyorum.

Kendimi tutmasam bağıra bağıra ağlayacaktım.

Bir aile ne kadar küçük olursa olsun tek insana benzemiyor. Yalnız insan sıkıya gelirse kuru ekmek de yiyebilir, temiz memur redingotunu yamalı bir gömlek üzerine de giyebilir. Kimse insana ne yediğini sormaz. Fakat başınızda saadetini temine, şerefini muhafazaya mecbur bulunduğunuz bir aile bulunursa iş büsbütün değişir.

Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır.

YENİ KİTAP Ahmet Hamdi Tanpınar’ın veciz nitelemesiyle “Türkçenin ortasında geniş bir sevgi ve şefkat ürpermesi” olan Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz eseri Acımak, insana dair güçlü anlatısıyla edebiyatımızın aşılmaz doruklarından birini simgeliyor.

@sserenad 🖐

Bazen gözlerinizle gördüğünüz şeyler size ne kadar doğru gelsede yetersizdir birde olanları onların tarafından görmek gerekir. Bu kitap tam anlamıyla onu açıklıyor. İnsanlarla iletişiminizi kesmeden önce bu küçük ama etkili kitabı okuyun.

Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlat.

benzemek istemedigimiz insanla belki de ayniyizdir ben sadece onun daha genç bir versiyonuyum bellki de

Bu kitap cidden cok guzel okuyan var mi
“SON Zehra birkaç gün sonra Anadoludaki mektebine döndü. Muallimin artık bir eksiği kalmamıştı. Zehra acımayı öğrenmişti.”
“Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır.”
“Bir köşede kendimi unutturmaktan, başımı dinlemekten başka bir şey istemiyorum.”
“YENİ KİTAP Ahmet Hamdi Tanpınar’ın veciz nitelemesiyle “Türkçenin ortasında geniş bir sevgi ve şefkat ürpermesi” olan Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz eseri Acımak, insana dair güçlü anlatısıyla edebiyatımızın aşılmaz…”
“Bir aile ne kadar küçük olursa olsun tek insana benzemiyor. Yalnız insan sıkıya gelirse kuru ekmek de yiyebilir, temiz memur redingotunu yamalı bir gömlek üzerine de giyebilir. Kimse insana ne yediğini sormaz. Fakat…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş