
Osmanlı tarihçileri, dinî ve siyasî tarihe yönelerek İslâm medeniyeti tarihini ihmal etmişler ve bir anlamda kendi medeniyetlerinin tanıtımını Avrupalı araştırmacılara bırakmışlardır. Yazmış olduğu sözcüklerle ve ansiklopedilerle Türk kültür hayatına büyük hizmetlerde bulunan Şemseddin Sâmî, bu çarpıklığın farkına vararak tarihçilerimizin gözlerini açacak bir medeniyet tarihi hazırlamaya girişir ve Medeniyyet-i İslâmiyye ortaya çıkar. Medeniyyet-i İslâmiyye bütün eksiklerine ve kusurlarına rağmen, İslâm medeniyetini felsefesiyle, bilim ve teknolojisiyle ve sanatıyla tanıtmaya çalışan çok geniş çerçeveli bir eserdir ve maksadı Müslümanların bir zamanlar mükemmel bir medeniyet yarattıklarını göstermektedir, tarafsızdır ve bu tarafsızlık eserin güvenirliliğini arttırmaktadır. Şemseddin Sâmî'nin engin bilgisiyle İslâm medeniyetini tanımak isteyenlerin ilgisine sunulur... Şemseddin Sâmî Bey, 1879'da ve 1885'de iki kez basılan Medeniyyet-i İslamiyye adlı bu küçük eserinde (14.5 cm x 9 cm ve 126 sayfa), astronomi, matematiksel bilimler, coğrafya, doğa bilimleri, tıp, felsefe, kanun, edebiyat, tarih, sanayi ve mamuriyet başlıkları altında Ortaçağ İslam Medeniyetini ana hatlarıyla tanıtarak Müslümanların dünya medeniyetine yapmış oldukları hizmetleri göstermeyi amaçlamaktadır; amacı ne olursa olsun, siyasî ve askerî tarih anlatımının güçlü olduğu böyle bir toplumda Şemseddin Sâmî Bey'in yerleşmiş gelenekleri aşarak bir medeniyet tarihi yazmaya yönelmiş olması ve medeniyet tarihini diğer insanî etkinliklerin tarihinden önce bilim tarihine dayandırmış olması Türk tarihçiliği açısından büyük bir adım olarak görülmelidir. Ancak eserde belki de ilk olmanın verdiği bazı eksiklikler de yok değildir; mesela bazı yerlerde Medeniyyet-i İslamiyye bir isimler ve eserler listesini andırmakta ve isimlerin kişilikleri ile eserlerin içerikleri hakkında herhangi bir bilgiye veya değerlendirmeye rastlanmamaktadır; ayrıca Şemseddin Sâmî Bey, yararlanmış olduğu kaynakları da bildirmemiştir. Bütün bunlara rağmen eserin içeriğinin zenginliği okuyucuyu şaşırtacaktır. Sadeleştirme esnasında, günümüzde anlaşılmayan kelime ve terkipler bugün kullandıklarımızla değiştirilmiş, bazı eski söyleyiş biçimlerinin yerine yenileri konulmuş, uzun cümleler anlamayı kolaylaştıracak biçimde parçalara bölünmüş ve bazı yerlerdeki bozuk anlatımlar düzeltilmiştir. Sadeleştirme yapılırken aşırılıktan kaçılmış ve eski anlatım biçiminin güzellikleri yer yer sergilenmeye çalışılmıştır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş