
“Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer.”

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 496 p. Jack London'in, kendi hayatindan izler tasiyan romani Martin Eden, denizci bir gencin kisiliginden ödün vermeden sinif atlama çabalarini anlatiyor. Zengin bir ailenin kizina âsik olan Martin Eden, ona erisebilmek ugruna kendini ilme ve ünlü bir yazar olma hayaline adiyor; bu hayal ugruna takintili denilebilecek bir sekilde varini yogunu ortaya koyuyor. Edebiyat tarihinin kuskusuz en özgün karakterlerinden biri olan Martin Eden, azmi ve zekâsiyla yalnizca isçi sinifini degil, dahil olmaya çalistigi burjuva dünyasini da asiyor. Böylece maskelerin ardinda yatani görüyor, toplumun gerçek yüzünü idrak ediyor. Neticede her iki sinifa da ait olamamanin yorgunlugu, yazarlik serüveninde çektigi fiziksel ve ruhsal zorluklara eklenince Martin, derin bir yalnizliga sürükleniyor. Basari sürecinin hasinliginin sonunda basarinin tatminsizligiyle karsi karsiya kaliyor. Jack London'in basyapiti olan bu trajik roman, okurlarini tipki Martin'in hayati gibi dalgali bir yolculuga çikariyor.
Bookspace topluluğundan 27 gönderi

“Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer.”

"Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer."

Hissediyorum... ama anlatamıyorum...

'Bundan sonra yalnız kalmayasın diye seni bu akşam kitap okuyan diğer adamlarla tanıştıracağım. Hayat ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer olur.

“Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz."
Kendi başının çaresine bakan bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olamaz.

Tüm yaşımı boyunca aşkın yokluğunu hissetmiş, aşka aç yaşamıştı. Doğası aşkı arzuluyordu. Varlığının yapısal bir ihtiyacıydı aşk. Buna rağmen hep aşksız yaşamış, bu süreçte de katılaşmıştı. Aşka ihtiyaç duyduğunu fark etmemişti.

Ya gerçek neyse onu isterim ya da hiçbir şey istemem.

Biliyor musun, huzur içinde uykuya dalmanın nasıl bir şey olduğunu unuttum.

Açken yüzüme bakmayanlar, şimdi beni akşam yemeklerine davet ediyorlar. Neden?

Tek başına seyahat eden daha çok yol alır.

Ben kendi beğenimi insanlığın ortak yargılarına göre şekillendiremem. Eğer bir şeyi beğenmiyorsam, beğenmiyorumdur.

O gece odasına geri döndüğünde aynaya bakıp, "Kimsin sen Martin Eden?" diye sordu kendi kendine. Meraklı bakışlarla kendine uzun uzun baktı. Kimsin sen? Nesin sen? Nereye aitsin?

Ait olduğu yeri bulamamıştı çünkü Kendini bulduğu yere uyum sağlamış, işte ve eğlencede iyi olması sebebiyle hakları için savaşma ve karşısındakinde saygı uyandırma isteği ve yeteneği sayesinde her zaman ve her yerde sevilen biri olmuştu. (Ama hiçbir yere kök salamamıştı.) Etraftakileri memnun edecek kadar uyum sağlamış ama kendisi tatmin olamamıştı.
"Ölüm acı vermezdi. Hayattı, hayatın sancısıydı bu feci, bu insanı boğan his." "Hayatın Martin'e vurduğu son darbeydi"

Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer.

“Tanrı’nın çılgın aşığı bir buseye feda eder hayatını.”

Martin Eden’i okumak ruhumu parçalıyor . İkilemler arasında karamsarlaşıyor ve boğuluyorum .

Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer.
"Tanrı'nın çılgın âşığı bir buseye feda eder hayatını"

İçimdeki bir şeyleri yitirdim. Yaşamdan hiç korkmadım ama yaşama doyup yaşamaktan bıkacağımı hiç düşünmemiştim. Hayat beni o kadar tatmin edip doyurdu ki hiçbir şey arzulamıyorum.

"Bazen bir insanı sevmek, onun için değişmek değil; onun sayesinde kendinin en iyi hâlini aramaktır."

“Sevdiğin şey seni büyütür; ama çoğu zaman aynı şey seni tüketir. Yine de vazgeçemezsin, çünkü o tutku senin hem yarın hem yarandır.”

Bir kadının yüzüne bakıp sarhoş olacağımı hiç sanmazdım.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş